31 Ekim 2026 Cumartesi
DOLAR 49.96 ₺
EURO 55.81 ₺
STERLIN 67.01 ₺
G.ALTIN 6,222.90 ₺
ATA 42,478.68 ₺
BİLEZİK 5,730.85 ₺
BTC 78,349.56 $
ETH 2,243.31 $
BİST 0.00

    Düğün takısı kavgasında emsal karar! İspatlanamazsa iade edilecek

    Gündem
    Yayınlama: Kaynak: Haber Merkezi

    Aile Mahkemesi'nin düğün takısı davasındaki emsal kararı Yargıtay tarafından incelendi. 7 adet 22 ayar bilezik ve 22 adet çeyrek altın konusundaki hukuki süreç ve ispat yükümlülüğü detaylandırıldı.

    Düğün takısı kavgasında emsal karar! İspatlanamazsa iade edilecek

    Geçimsizlik nedeniyle boşanma sürecinde olan bir çiftte, davalı-karşı davacı kadın, eşinin 'araba alacağımız' bahanesiyle aldığı bileziklerin iadesini talep etti. Mahkeme, her biri 15'er gram 7 adet 22 ayar bileziğin davalıdan alınarak davacıya aynen iadesine, aynen iadenin mümkün olmaması halinde ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte bedelinin ödenmesine hükmetti. Taraf avukatları bu kararı istinafa taşıdı.

    Bölge Adliye Mahkemesi (BAM), bileziklerin kadın tarafınca iade edilmemek üzere erkeğe verildiği gerekçesiyle kabul kararı verilemeyeceğine dikkat çekti. Talep edilen 22 adet çeyrek altının ise evlilik sürecinde kadından alınıp kullanıldığı, erkek tarafından iade istenmeksizin kendisine verildiği iddiası ve ispat edilememesi sebebiyle davanın kısmen kabulüne karar verdi. BAM, 22 adet çeyrek altının davacıya aynen iadesine, aynen iadenin mümkün olmaması halinde değerinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine ve fazlaya ilişkin talebin reddine hükmetti. Karara karşı davacı kadın avukatı tarafından temyiz talebinde bulunuldu.

    Dava dosyasını detaylı şekilde değerlendiren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Türk Medeni Kanunu'na göre taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğunu hatırlattı. Kural olarak ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararında, davalı-karşı davacı kadının; 'Araba almak isteyen eşime altınları verdim. Davalı, aldığı otomobili kendi adına tescil etti. Bu şekilde davalı önce borçlarını ödeyebilmek ve evin inşaatını sağlamak üzere altınların bir kısmını alıp, bir kısmı ile de araba aldı. Kalan ziynetleri ise 'Eve er geç geliyoruz, hırsız girer, altınları çalar' diyerek iznim ve onayım olmaksızın kendi annesinin evine götürdü. Bu arada bir kez düğüne gitmek durumunda kalıp altınları takmak istediğimde davalının annesinin evinde kalan altınları bana teslim ettiler, düğün sonrası yine davalının annesinin evine gidilip davalının ısrarı üzerine takıları çıkarıp davalıya teslim ettim' iddiası hatırlatıldı.

    Davalı erkeğin ise kadının ısrarı üzerine bilezikleri bozdurup araba aldıklarını, aracın alınmasını bizzat söyleyen ve kendisine de motosikletini sattıran kişinin davacı kadın olduğu yönündeki savunması dile getirildi. Kararda, hayat deneyimlerine göre olağan dışı olan, altınların kadın üzerinde olması ya da evde saklanmamış, muhafaza edilmemiş olduğu ifade edildi. Kararda şöyle denildi: 'Diğer bir deyişle bunların davalının veya annesinin zilyetlik ve siyanetine (saklanmasına) terk edilmiş olması olağana ters düşer. Diğer taraftan, söz konusu eşya rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen nevidendir. Onun için kadının bunları önceden götürmesi gizlemesi her zaman mümkündür. Ne var ki somut uyuşmazlıkta; dava konusu 7 bileziğin araba alımında kullanıldığı birbiriyle örtüşen davalı erkek eşin ikrarı ile ilgili içeriden gelen kâşeli kart ile sabittir. Erkek bu bileziklerin iade edilmemek üzere kendisine verildiğini iddia ve savunma doğrultusunda ispat yükü altında olup kadın tarafından bu eşyaların iade edilmemek üzere verildiği, kadının isteği ve onayı ile bozdurulup harcandığı hususu davalı tarafça kanıtlandığı takdirde, erkek bunları iadeden kurtulur. Toplanan delillerden davalı erkek kadının geri verilmemek üzere altınları verdiğini ispatlayamamıştır. Hal böyle iken Bölge Adliye Mahkemesince 7 bilezik yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bilezikler yönünden ret hükmü kurulması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.'

    source_url_note_added_to_body_yes

    BENZER HABER