Akıllı telefonların günlük yaşamın neredeyse her alanına girmesiyle birlikte ekran karşısında geçirilen sürenin artması, çocuk ve gençlerde ekran bağımlılığı tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlar, özellikle gelişim çağındaki çocukların uzun süre ekranla vakit geçirmesinin dikkat, uyku düzeni ve psikolojik durum üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğine dikkat çekerken, çözüm için teknolojiden tamamen uzaklaşmak yerine daha kontrollü cihazların geliştirilmesi öneriliyor.
Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Haydar Kutlu, Türkiye'de günlük ekran kullanımının ortalama 5 saat seviyesinde olduğunu, gençlerde ise bu sürenin 6-7 saate kadar çıkabildiğini belirtti. Kutlu, özellikle gelişimini henüz tamamlamamış ergen beyninin yoğun ekran maruziyetinden olumsuz etkilenebileceğini ifade ederek, ekran bağımlılığıyla mücadelede hem ailelere hem de teknoloji sektörüne önemli sorumluluklar düştüğünü söyledi.
Günlük ekran kullanımının çocuk ve gençlerde yetişkinlere kıyasla daha yüksek seviyelere ulaşabildiğini belirten Kutlu, özellikle ergenlik dönemine dikkat çekti.
Kutlu, yoğun ekran kullanımının gelişimini tamamlamamış ergen beynini olumsuz etkileyebileceğini belirterek, “Henüz olgunlaşmamış bir ergen beyni çok fazla ekrana baktığında beynin bazı kısımlarında tahribat oluşuyor” dedi.
Ekran karşısında geçirilen sürenin yalnızca fiziksel bir alışkanlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Kutlu, uzun süreli kullanımın çocukların günlük yaşamındaki birçok alanı etkileyebildiğini kaydetti.
Özellikle küçük yaşlarda yoğun ekran kullanımının dikkat ve odaklanma üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini dile getiren Kutlu, ergenlik döneminde ise uyku ve duygusal problemlerin daha belirgin hale gelebildiğini söyledi.
Kutlu, “Küçük yaşlarda yoğun ekran kullanımı odaklanma süresini kısaltıyor, ergenlerde ise uyku problemlerini, duygusal problemleri artırıyor. Depresyona yatkınlık oluşturabiliyor. Ekran bağımlılığı çocukların genel ve akademik hayatlarına doğrudan zarar veriyor” ifadelerini kullandı.
Ekran bağımlılığının çocukların ders başarısından sosyal ilişkilerine kadar günlük yaşamın farklı alanlarında sorunlara neden olabileceğine işaret eden Kutlu, ailelerin çocukların ekran kullanımını yalnızca süre açısından değil, içerik ve kullanım amacı açısından da takip etmesi gerektiğini belirtti.
Ekran bağımlılığının tek bir alanda ortaya çıkmadığını vurgulayan Kutlu, özellikle oyun ve sosyal medya kullanımındaki artışın dikkat çekici olduğunu söyledi.
Kutlu, bağımlılık eğilimlerinin çocukların cinsiyetine ve kullanım alışkanlıklarına göre farklılaşabildiğini belirterek, “Erkeklerde oyun bağımlılığı artarken kız çocuklarında da sosyal medya uygulamalarına bağımlılıkta artış var” diye konuştu.
Bu nedenle çocukların yalnızca ekran karşısında geçirdiği sürenin değil, telefon ve tabletlerde hangi uygulamaları kullandığının da önem taşıdığına dikkati çekti.
Çocukların ekrandan uzaklaştırılabilmesi için ailelerin yalnızca yasaklayıcı bir yaklaşım yerine alternatif etkinlikler oluşturması gerektiğini ifade eden Kutlu, özellikle erken çocukluk döneminde daha hassas davranılması gerektiğini söyledi.
Kutlu, “Çocuklarımızı ekrandan uzak tutmamız gerekiyor, çocuklara ekran yerine alternatifler sunmak gerekiyor. Özellikle 0-6 yaş arasında çocuklarımızı ekrandan uzak tutmalıyız” uyarısında bulundu.
Çocukların ekran dışında oyun, spor, sosyal etkinlikler ve yüz yüze iletişim gibi faaliyetlere yönlendirilmesinin önemine dikkat çeken Kutlu, ailelerin de bu süreçte çocuklara rol model olması gerektiğini vurguladı.
Ekran bağımlılığıyla mücadele için akıllı telefonların tamamen hayatın dışına çıkarılmasının gerçekçi bir çözüm olmayabileceğini belirten Kutlu, bunun yerine ihtiyaçları karşılayan ancak bağımlılık oluşturan uygulamaları sınırlandıran yeni bir cihaz kategorisinin geliştirilmesini önerdi.
Kutlu, akıllı telefon ile klasik tuşlu telefon arasında yeni bir ürün segmenti oluşturulabileceğini ifade ederek, “Akıllı telefonlar ile tuşlu telefonların arasında yeni bir segmentte telefon üretilirse ekran bağımlılığı sıkıntıları çözülebilir” dedi.
Önerinin temelinde, teknolojinin günlük yaşamda sağladığı kolaylıklardan vazgeçmeden bağımlılık riskini azaltmak olduğunu belirten Kutlu, kullanıcıların temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir telefon tasarımının mümkün olduğunu kaydetti.
Yeni nesil telefonun tamamen işlevsiz bir cihaz olmaması gerektiğini belirten Kutlu, kullanıcıların günlük hayatında ihtiyaç duyduğu temel uygulamaların cihazda bulunabileceğini söyledi.
Kutlu, “Banka uygulaması, navigasyon, kamera gibi uygulamaların olduğu, bağımlılık oluşturmayan telefonlar üretilmeli” çağrısında bulundu.
Buna karşılık sosyal medya ve aşırı kullanım teşvik eden uygulamaların sınırlandırılabileceğini ifade eden Kutlu, böylece özellikle çocuk ve gençlerin akıllı telefonların sunduğu temel imkanlardan yararlanırken bağımlılık riskinin azaltılabileceğini belirtti.
Önerisini sosyal medya üzerinden de paylaşan Kutlu, fikrin kısa süre içerisinde geniş bir kesimden destek gördüğünü söyledi.
Kutlu, “Günler içinde binlerce insan bu fikri destekledi” diyerek, toplumda özellikle ebeveynlerin çocukların ekran kullanımını azaltmaya yönelik alternatiflere ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
Bu ilginin, teknoloji sektörünün de ekran bağımlılığı sorununa yalnızca kullanıcı alışkanlıkları üzerinden değil, ürün tasarımı açısından da yaklaşması gerektiğini ortaya koyduğunu belirten Kutlu, farklı kullanım senaryolarına uygun cihazların geliştirilebileceğini kaydetti.
Türkiye'nin bu alanda kendi teknolojisini geliştirebilecek potansiyele sahip olduğunu dile getiren Kutlu, ekran bağımlılığını azaltmayı hedefleyen yerli bir telefonun önemli bir alternatif oluşturabileceğini söyledi.
Özellikle çocuklarının telefon kullanımını kontrol etmek isteyen ebeveynler açısından böyle bir ürünün karşılık bulabileceğini belirten Kutlu, teknoloji kullanımını tamamen reddetmek yerine daha sağlıklı bir kullanım modeli oluşturulması gerektiğini vurguladı.
Kutlu, “Bağımlılık yapmayan, zararlı uygulamaların kısıtlandığı bir segmentte telefon üretilirse bunun bir karşılığı olacaktır” ifadelerini kullandı.
Önerilen modelin hayata geçirilmesiyle kullanıcıların banka işlemleri, navigasyon, fotoğraf çekimi ve iletişim gibi temel ihtiyaçlarını karşılamaya devam ederken, sosyal medya ve oyun gibi yoğun kullanım alanlarının sınırlandırılabileceği bir telefon deneyiminin mümkün olabileceği değerlendiriliyor.