31 Ekim 2026 Cumartesi
DOLAR 49.96 ₺
EURO 55.81 ₺
STERLIN 67.01 ₺
G.ALTIN 6,222.90 ₺
ATA 42,478.68 ₺
BİLEZİK 5,730.85 ₺
BTC 76,743.44 $
ETH 2,226.77 $
BİST 0.00

    BM'nin daha etkin bir yapıya kavuşturulması hedefi! Türkiye'nin Genel Sekreter adayı Sinirlioğlu vizyon belgesini paylaştı

    Gündem
    Yayınlama: Kaynak: Haber Merkezi

    AGÝT Genel Sekreteri Sinirlioğlu, BM Genel Sekreter adayı olarak vizyon belgesini paylaştı. Tarihi misyonu yeniden benimseyen BM'nin zorlukların üstesinden gelebileceğini vurguladı.

    BM'nin daha etkin bir yapıya kavuşturulması hedefi! Türkiye'nin Genel Sekreter adayı Sinirlioğlu vizyon belgesini paylaştı

    Eski Dýþiþleri Bakaný ve halen Avrupa Güvenlik ve Ýþbirliði Teþkilatý (AGÝT) Genel Sekreterliði görevini yürüten Sinirlioðlu,

    Tarihi misyonu yeniden benimseyen bir BM, zorlukların üstesinden gelebilir

    Vizyon belgesinin

    Misyonunu Yerine Getiren Birleşmiş Milletler

    başlıklı bölümünde Sinirlioðlu, BM'nin gelecek nesilleri savaşların yıkıcı etkilerinden korumak amacıyla kurulduğunu hatırlattı. BM'nin barışın tesis edilmesi, ekonomik ve sosyal kalkınmanın desteklenmesi ve evrensel insan haklarının geliştirilmesi açısından dünyanın en önemli uluslararası platformu olduğunu aktardı. Uluslararası barış ve güvenliğin daha önce görülmemiş seviyede baskı altında olduğunu kaydeden Sinirlioðlu, dünyanın farklı bölgelerinde süregelen savaşların toplumları ve ülkeleri yıkıma uğrattığını belirtti. Dünyanın aynı zamanda yeni bir teknolojik devrimden geçtiğini anımsatan Sinirlioðlu, bu dönüşümün önemli fırsatlarını yanı sıra ciddi belirsizlikleri de beraberinde getirdiğini altını çizdi. Sinirlioðlu, "Ancak yalnızca tarihi kuruluş misyonunu ve amacını yeniden benimseyen bir Birleşmiş Milletler, karşı karşıya olduğu zorlukların üstesinden gelebilir." ifadesini kullandı.

    Genel Sekreterlik adaylığı ve BM'nin önemi

    40 yıllık diplomasi deneyiminin kendisine BM'nin insanlığı yeniden barış, refah ve herkes için insan onuruna yakışır bir geleceğe yönlendirebileceğini gösterdiğini kaydeden Sinirlioðlu, "Genel Sekreterlik görevine adayım çünkü Birleşmiş Milletlerin vazgeçilmez olduğuna inanıyorum. Bunun nedeni ise Birleşmiş Milletlerin kusursuz olmasından ziyade başka hiçbir kurumun onun sahip olduğu evrensel meşruiyete, ülkeleri bir araya getirme gücüne ve ahlaki sorumluluğa sahip olmamasıydır." diye yazdı. Sinirlioðlu, "Görevimiz yalnızca Birleşmiş Milletleri ayakta tutmak değil, anlaşmazlıklarda arabuluculuk yapma, çatışmaları önleme, insan onurunu koruma ve bugünün ve gelecek nesillerin sorunlarına somut çözümler üretme kapasitesini güçlendirmektir." değerlendirmesinde bulundu.

    BM Genel Sekreteri'nin nitelikleri ve reform ihtiyacı

    BM Genel Sekreteri'nin, BM Şartı'nın bağımsız bir koruyucusu, üye ülkeler arasında samimi bir arabulucu ve dünyanın en karmaşık çok taraflı kuruluşu için vizyoner bir lider olması gerektiğini altını çizen Sinirlioðlu, bu görevin, entegrasyon, tarafsızlık, cesaret ve liderlik için dikkatli dinleme meziyetleri gerektirdiğini vurguladı. BM'nin köklü bir reform gerçekleştirmesi, maliyetleri azaltması ve temel misyonuna yeniden odaklanması beklenen bir dönemde bu niteliklerin özellikle hayati önem taşıdığını belirten Sinirlioðlu, "Her şeyden önce, Genel Sekreter tüm üye devletlere tarafsız bir şekilde hizmet etmeli ve herkes için daha iyi bir gelecek inşa etmek için çalışmalıdır." görüşünü paylaştı.

    Diplomasinin gücü ve iletişim kanallarının önemi

    Güvensizliğin hakim olduğu bir ortamda, gerilimleri azaltmak ve riskleri yönetmek için diplomasinin hala en güçlü araç olduğuna dikkat çeken Sinirlioðlu, şunları kaydetti: "BM basit ama kalıcı bir gerçek üzerine kurulmuştur: Güvenlik, birbirimize karşı değil, birbirimizle birlikte sağlanabilir. Ne kadar zor olursa olsun, güvenlik birbirimizle birlikte sağlanmalıdır. Bu ilke değişmemiştir ve bu ilkeyi korumaya yönelik sorumluluğumuz hiç bu kadar büyük olmamıştı. Bu bağlamda, günümüzün karmaşık çatışmalarını çözmek için iletişim kanallarını açık tutmak ve kapanmış kanalları yeniden açmak gerekmektedir. Fikir ayrılığı yaşadığımız kişilerle diyalog kurmak bir taviz değil, bir sorumluluktur. Günümüzün istikrarsız güvenlik ortamında, yanlış anlaşılmaları önlemek ve hesaplama hatası riskini azaltmak açısından bu husus hayati önem taşımaktadır."

    Önleyici diplomasi ve kapasite güçlendirme

    Sinirlioðlu, BM'nin arabuluculuk çalışmaları ve önleyici diplomasisi ile ayrılıkları aşabileceği, güven oluşturabileceği ve hem müzakere masasında hem de sahada somut sonuçlar elde edilmesine katkıda bulunabileceğine işaret ederek, misyonunun sadece krizleri çözmek değil aynı zamanda bu krizleri önlemek olduğunu, bu bağlamda da BM'nin erken uyarı, arabuluculuk, barış inşası, bölgesel ortaklar ile işbirliği gibi konularda kapasitesini güçlendirmesi gerektiğini aktardı. Aynı zamanda, BM barış güçlerinin istikrarı pekiştirerek, barış anlaşmalarını destekleyerek ve sivilleri koruyarak barış davasına hizmet etmeye sürdürdüğünü anlatan Sinirlioðlu, "Her ne kadar bu operasyonlar başlı başına bir amaç olmasa da, barışı sürdürmek için gerekli koşulları yaratmaktadırlar ve sürekli gözden geçirme ve reformlar yoluyla esnek, etkili ve duyarlı kalmaları gerekmektedir." görüşünü paylaştı.

    BM'nin evrensel ve güvenilir bir platform olması

    Çok taraflılıkta başlıca platform olarak BM'nin küçük ya da büyük tüm üye devletler arasında daha verimli bir platform haline gelmesi gerektiğini belirten Sinirlioðlu, "Dünyanın dört bir yanındaki her ülke ve her birey, BM'yi bir kez daha, farklılıkların barışçıl bir şekilde ele alındığı ve uluslararası hukukun kolektif eylemin ortak temeli olarak kaldığı güvenilir bir platform olarak görmelidir." mesajını verdi. BM çatısı altında, En Az Gelişmiş Ülkeler, Kara ile Çevrili Gelişmekte Olan Ülkeler ve Gelişmekte Olan Küçük Ada Devletleri dahil olmak üzere, uluslararası toplumun en savunmasız üyelerinin karşı karşıya olduğu yapısal ve sistemik zorlukların üstesinden gelmeye yönelik çabaların güçlendirilmesi gerektiğini altını çizen Sinirlioðlu, bunun yalnızca ahlaki bir sorumluluk değil, aynı zamanda küresel barış, istikrar ve refaha yönelik stratejik bir yatırım olduğunu kaydetti.

    Bölgesel işbirliği ve teknolojik dönüşüm

    Sinirlioðlu, giderek kutuplaşan ve parçalanan bir jeopolitik ortamda, BM ile bölgesel kuruluşlar arasında kurulacak güçlü bir ortaklığın hem gerekli olduğuna hem de karşılıklı yarar sağladığına işaret ederek, "BM, bölgesel sahiplenme, yük paylaşımı ve operasyonel sürdürülebilirlik ilkelerinden yola çıkarak, ortak hedefler doğrultusunda diğer kuruluşlarla yakın bir işbirliği içinde çalışmalıdır." ifadelerine yer verdi. Yapay zeka, biyoteknoloji, siber güvenlik, uzay ve diğer dönüşümsel teknolojilerin ciddi risklerin yanı sıra önemli fırsatlar da sunduğunu bildiren Sinirlioðlu, "BM insan haklarını, uluslararası barış ve güvenliği ve ortak refahı korurken, güvenliği destekleyen ve yenilikçiliği teşvik eden küresel yönetim çerçevelerinin oluşturulmasına yardımcı olmalıdır." çağrısında bulundu.

    Gıda güvenliği ve Türkiye-BM işbirliği

    Giderek artan zorlukların küresel istikrarsızlığı artırdığına ve eşitsizlikleri derinleştirdiğine, bunun da insani ihtiyaçların karşılanmasının, özellikle de gıdaya erişimin sağlanmasının önemini vurguladığına dikkat çeken Sinirlioðlu, "Ülkemiz ile BM arasındaki yakın işbirliği sayesinde hayata geçirilen Karadeniz Tahıl Girişimi'nin de gösterdiği gibi, BM zamanında ve etkili adımlar atarak somut sonuçlar elde etme kapasitesini zaten kanıtlamıştır. Örgüt, küresel gıda güvenliğinin gelişiminde öncü bir rol oynamaya devam etmelidir." görüşünü paylaştı.

    Sürdürülebilir kalkınma ve eşit fırsatlar

    Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri'nin daha adil, kapsayıcı ve dayanıklı bir gelecek için insanlığın ortak yol haritası olmaya devam ettiğini belirten Sinirlioðlu, bu konuda ilerleme kaydedilmesi için uluslararası ortaklıkların yenilenmesi, yenilikçi finansman, bilimsel işbirliği ve büyük savunmasızlıklarla karşı karşıya olan ülkeler için pratik yardımların gerekli olduğunu vurguladı. Sinirlioðlu, ülkeler arasında eşitsizliklerin azaltılmasının kalıcı barış ve istikrar için çok önemli olduğunu çizerek, "Bu, yoksulluğun her türlü biçimini ortadan kaldırmaya yönelik çabaları hızlandırmak, refah düzeyleri arasındaki uçurumu azaltmak, dijital uçurumu kapatmak, savunmasız grupların refahını güvence altına almak ve çevre ile biyolojik çeşitliliği korumak anlamına gelir." ifadesini kullandı. "Hayatın her alanında eşit fırsatlar sağlayarak kadınları ve kız çocuklarını güçlendirmek, ortak geleceğimiz için vazgeçilmez bir yatırımdır. Aynı şekilde, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi doğrultusunda refah, kapsayıcılık ve barışı ilerletmeye yönelik ortak çabalarımızın merkezine gençler yerleştirilmelidir. Karar alma süreçlerine anlamlı bir şekilde katılımlarını sağlamak, uluslararası zorlukların üstesinden gelinmesinde gençlik liderliğini güçlendirmenin en etkili yollarından biridir." dedi.

    BM'nin dönüşümü ve finansal sürdürülebilirlik

    BM'nin, "daha çevik, şeffaf, dijital yetkinliğe sahip, mali açıdan sorumlu ve hesap verebilir" hale gelmesi gerektiğini belirten Sinirlioðlu, "Kaynaklar, ölçülebilir bir etki yaratacak şekilde yönlendirilmeli; karar alma süreci ise kanıtlara dayalı olmalı ve liderliğin her kademesindeki hesap verebilirlik yoluyla güçlendirilmelidir. BM'nin yeniden yapılandırılması, özenli bir denge kurmayı gerektirir: BM'ye yapılan yatırımların verimliliğini artırırken, onun temel yetkinliklerinden, uzmanlığından veya operasyonel kapasitesinden ödün vermemek. Reform, Birleşmiş Milletlerin görevini yerine getirmesini sağlayan kurumsal güçlerini koruyarak etkinliği artırmalıdır." görüşünü paylaştı. Küresel ihtiyaçlar hiç görülmemiş seviyelere ulaşırken, finansal kaynaklarda ciddi bir düşüş olduğunun altını çizen Sinirlioðlu, bu nedenle BM'nin dünya çapında milyonlarca insan için sunduğu hayat kurtaran hizmetleri ve hayatları değiştiren çalışmalarını sürdürmesinin, stratejik önceliklendirme, sağlam muhakeme ve bu programların ve faaliyetlerin sağladığı değerin net bir şekilde anlaşılmasını gerektirdiğini kaydetti. Sinirlioðlu, "Bir sonraki Genel Sekreter, üye devletlerin rehberliği ve geniş desteği altında sağlam bir temele dayanarak bu kapsamlı reform sürecini kararlılıkla yönetmelidir. Örgütü, geleceğe yönelik ihtiyaç duyduğumuz BM haline getirmek için tarihi bir fırsatla karşı karşıyayız. Bu fırsatı özenle ve kararlılıkla değerlendirmeliyiz." mesajını verdi.

    Tarafsızlık, şeffaflık ve kapsayıcılık

    Sinirlioðlu, Genel Sekreter seçilmesi halinde BM Şartı'nın ilkelerine bağlı kalacağını, üye devletlerin tamamına karşı tarafsız yaklaşım benimseyeceğini belirtti. BM bünyesinde şeffaflık ve hesap verebilirliği güçlendirmeyi, bölgesel kuruluşlarla işbirliğini artırmayı hedeflediğini aktaran Sinirlioðlu, uluslararası sorunlara çözüm aranırken özellikle yeterince temsil edilmeyen kesimlerin karar alma süreçlerine katılımını sağlamaya önem vereceğini ifade etti. Sinirlioðlu, "Üstlendiğim görevler fark etmeksizin kariyerim boyunca Birleşmiş Milletlerin ilkeleri her zaman yol göstericim oldu." ifadesini kullandı. AGÝT Genel Sekreterliği görevindeki çalışmalarına da değinen Sinirlioðlu, uzun süredir ilerleme kaydedilemeyen siyasi süreçlerin yeniden canlandırılması için kapsamlı öneriler sunduğunu kaydetti. Dünyanın karşı karşıya olduğu sorunların çözümü için yeterli bilgi ve kaynağa sahip olduğunu ancak ortak hareket etme iradesine ihtiyaç duyulduğunu anlatan Sinirlioðlu, BM'nin bu iradenin oluşturulduğu temel platform haline yeniden gelmesi gerektiğini vurguladı. Sinirlioðlu, "Tarihin bu kritik döneminde, Birleşmiş Milletlerin günümüzdeki büyük çatışmalara yol açan dinamikleri anlayan bir Genel Sekretere ihtiyaç duyduğuna inanıyorum. Bu çatışmaların birçoğunun kökeni, benim de doğup büyüdüğüm geniş coğrafyaya dayanıyor ancak etkileri dünyanın dört bir yanında hissediliyor." değerlendirmesinde bulundu.

    Genel Sekreter olarak vizyon

    Uluslararası barış ve güvenliği tehdit eden sorunların çözümüne yönelik çalışmalarını hatırlatan Sinirlioðlu, Genel Sekreter seçilmesi halinde izleyeceği yaklaşımı şöyle anlattı: "Genel Sekreter olarak tüm deneyimimi, enerjimi ve kararlılığımı Birleşmiş Milletlerin kurucularının ortaya koyduğu vizyona bağlı kalmasını sağlamaya adayacağım. Bu doğrultuda çatışmaların önlenmesi, sürdürülebilir kalkınmanın ilerletilmesi, insan onurunun korunması ve herkes için daha barışçıl, müreffeh ve adil bir dünyanın inşa edilmesine katkı sunulması için çalışacağım."

    BENZER HABER