Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31. Taraflar Konferansı kapsamında Anadolu Genel Kurul Salonu'nda gerçekleştirilen "COP31 Gönüllüler Buluşması" etkinliğinde Kurum, gençlerle bir araya geldi. Kurum, bugünkü gençliğin iklim değişikliğinin yalnızca bilimsel raporlarda tartışıldığı bir dönemde doğmadığını, sonuçlarını gündelik hayatta görerek büyüdüğünü belirtti.
Birçoğunuz dünyaya geldiğinde iklim zirveleri toplanıyordu. Siz ilk adımlarınızı atarken haberiniz yoktu ama bazı ülkeler emisyon hedefleri belirliyordu. Okumayı öğrenirken uluslararası müzakereler sürüyor, üniversite kapısından girerken dünya maalesef hala çözüm arıyordu. Sizin büyüme hikayenizle dünyanın iklim mücadelesi aynı takvimde ilerledi.
Daha sıcak, daha kırılgan ve afetlere daha açık bir dünyanın olduğunu dile getiren Kurum, bir yerde kuraklık başladığını, diğer bir yerde sofraların küçüldüğünü ifade etti. Bir şehir aşırı sıcaklarla mücadele ederken, başka bir coğrafyada sellerin hayatı durdurduğunu aktardı.
Su azalıyor, tarım etkileniyor, tarım etkilenince gıda fiyatları yükseliyor, ekonomik kırılganlık arttıkça toplumların geleceğe dair kaygıları da büyüyor. Bu nedenle gençler için sadece bir çevre meselesi değil, hayatın bütün kodlarının yazıldığı ve yeniden değerlendirildiği bir dönemde olduklarını vurguladı. Enerjinin nasıl üretileceğinden şehirlerin nasıl kurulacağına, soframıza gelen yemekten kullandığımız teknolojiye kadar yeni bir dünyanın eşiğinde olduklarını belirten Kurum, iklim konusunda söz istemenin, daha hızlı adım talep etmenin, verilen sözlerin tutulmasını istemenin ve geleceğe dair kararlarda masada bulunmanın en büyük hakları olduğunu söyledi.
Antalya'nın 2 gün sonra Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 31. Taraflar Konferansı'na ev sahipliği yapacağını hatırlatan Kurum, dünyanın dört bir yanından liderlerin, bakanların, bilim insanlarının, girişimcilerin, sivil toplum temsilcilerinin ve gençlerin burada buluşacağını belirtti. Bakan Kurum, dünyanın bütün renklerinin Antalya'da yan yana geleceğini ve dünyanın kalbinin Türkiye'de, Antalya'da atacağını kaydetti. COP31 Başkanı olarak bu zirveyi çok önemsediğini ifade eden Kurum, dünyanın zor bir dönemden geçtiğini dile getirdi.
Tabiatın artık fısıldamadığını, aşırı sıcaklarla, kuraklıkla, sellerle, yangınlarla, kaybolan su kaynaklarıyla konuştuğunu belirten Kurum, İstanbul'daki aşırı yağışlardan Nepal'deki sellere, Akdeniz havzasındaki kuraklıktan dünyanın farklı bölgelerindeki aşırı hava olaylarına kadar aynı gerçeğin farklı yüzleriyle karşılaşıldığını anlattı.
Haritadaki sınırlar farklı fakat gökyüzünün, suyun, iklimin sınırı yok; bu nedenle çözümün de sınırlar ötesine geçmesi gerektiğini söyledi. Sorunu görmek, bilmek ve konuşmak yetmez; şimdi uygulama zamanı olduğunu belirterek COP31'in temel felsefesini diyalog, uzlaşı ve aksiyon olarak üç kelimeyle ifade etti. Bu süreçte önce dinlenecek, sonra ortak zemin büyütülecek ve ardından irade hep birlikte sahaya taşınacak; temiz enerjiden dirençli şehirlere, gıda güvenliğinden suya, sanayiden okyanusların korunmasına kadar hayatın bütün alanlarına dokunulacak.
Kurum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın uluslararası platformlarda dile getirdiği "Dünya beşten büyüktür" çağrısının taşıdığı adalet arayışını iklim diplomasisinde de savunacaklarını vurguladı. İklim krizinin yükünü en az sorumluluğu bulunan toplumların taşıdığı bir düzenin sürdürülebilir olamayacağına işaret eden Kurum, iklim adaletinin geleceğin adaleti olduğunu bildirdi. İnsanın ilerlemesiyle tabiatın korunmasının rakip olmadığını belirten Kurum, asıl medeniyetin ikisini birlikte yaşatabilmek olduğunu kaydetti.
Bu emaneti gençliğe bıraktıklarını belirten Kurum, gençlerden sadece emaneti korumalarını değil, onu büyütmelerini de beklediklerini ifade etti; daha temiz şehirler kurmalarını, yeni teknolojiler geliştirmelerini, bilimi doğanın hizmetine sunmalarını ve daha iyi bir dünya kurmalarını istediklerini söyledi. Gençliğin geleceğin seyircisi değil, kurucusu olduğunu belirterek, bu salonda sadece çevre ve iklim gönüllüleri değil, binlerce güzel hikayenin başlangıcını gördüğünü ekledi.
COP31 Gönüllülük Programı'na farklı ülkelerden 45 bini aşkın başvuru geldiğini aktaran Kurum, bunun dünya gençlerinin sorumluluk almak istediğini gösterdiğini belirtti. Gençlerin bu büyük buluşmanın her noktasında olacağını belirten Kurum, bir lideri karşılamak, bilim insanına yol göstermek, ülke heyetine yardımcı olmak veya toplantı düzenini sağlamak gibi görevlerin bazen birkaç dakika sürecek olabileceğini ancak bir tebessümün veya birkaç kelimenin bile bir ülkenin Türkiye'ye dair hatırasında saklı olacağını hatırlattı.
Bakan Kurum, Mavi Bölge'de büyük müzakerelerin, liderlerin ve bakanların insanlığın ortak geleceğini konuşacağını; Yeşil Bölge'de ise bilim insanlarının, girişimcilerin, sanatçıların ve sivil toplumun yeni çözümleri paylaşacağını bildirdi. Temiz teknolojiler, Sıfır Atık uygulamaları, sanat, kültür ve Anadolu'nun binlerce yıllık üretim bilgeliğinin aynı iklim hikayesinin parçaları olacağını belirten Kurum, COP31'in en güçlü görüntüsünün farklı ülkelerden gelen ve yan yana duran gençleri oluşturacağını söyledi. Organizasyon sonrası sorumluluk alan herkesin güzel anılar biriktireceğini belirten Kurum, gençlere, "Yıllar sonra çocuklarınıza, öğrencilerinize, arkadaşlarınıza dönüp, 'Ben oradaydım. Ben de o büyük değişimin bir parçasıydım.' diyebilmenizi istiyorum. Çünkü siz bugün bu organizasyona gönüllü olmuyorsunuz. Bir geleceğe gönüllü oluyorsunuz. Henüz doğmamış çocukların yaşayacağı o dünyaya gönüllü oluyorsunuz. İşte bu yüzden yaptığınız iş çok kıymetli. Bunu bilerek hareket edin." diye konuştu. Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen da programa katıldı.