14 Ekim 2026 Çarşamba
DOLAR 49.39 ₺
EURO 55.39 ₺
STERLIN 65.52 ₺
G.ALTIN 6,601.04 ₺
ATA 44,605.32 ₺
BİLEZİK 6,017.76 ₺
BTC 83,508.35 $
ETH 2,525.54 $
BİST 0.00

    İş insanı ve eğitimci Yılmaz: ‘Ankara-Bakü hattında toplumsal güven stratejik önem taşıyor’

    GenelAdıyaman
    Yayınlama: Kaynak: Perre Haber Ajansı

    ADIYAMAN (PERRE) - (Berfin GÜRBÜZ) - Eğitimci ve iş insanı Mustafa Yılmaz, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin yalnızca siyasi ve askeri ortaklıkla sınırlı olmadığını, toplumsal güvenin de bu ilişkinin sürdürülebilirliği açısından önem taşıdığını belirtti. Azerbaycan'daki başörtüsü uygulamaları ve dini özgürlükler üzerinden yaşanan tartışmaları değerlendiren Yılmaz, iki ülkenin güvenlik kaygıları ile temel hak ve özgürlükler arasında denge kurulması gerektiğini savundu.

    İş insanı ve eğitimci Yılmaz: ‘Ankara-Bakü hattında toplumsal güven stratejik önem taşıyor’

    Yılmaz, "Ankara-Bakü hattının sosyolojik sınavı" başlıklı değerlendirmesinde, Orta Koridor'un stratejik öneminden bölgesel güç mücadelelerine, Türkiye ve Azerbaycan kamuoylarındaki hassasiyetlerden diplomatik çözüm arayışlarına kadar çeşitli başlıkları ele aldı.

    STRATEJİK ORTAKLIĞIN TOPLUMSAL BOYUTU

    Yılmaz, Karabağ Savaşı sonrasında güçlenen Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin Rusya, İran, Fransa ve İsrail gibi aktörlerin bölgesel politikalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Azerbaycan'ın İran kaynaklı güvenlik tehditlerini dengelemek amacıyla İsrail ile geliştirdiği savunma ve enerji ortaklığının, Güney Kafkasya'daki rekabeti daha karmaşık hale getirdiğini kaydetti.

    Azerbaycan'daki başörtüsü uygulamaları ve dini özgürlükler çevresinde yaşanan tartışmaların iki ülke ilişkilerinin toplumsal boyutunu gündeme taşıdığını belirten Yılmaz, konunun ne yalnızca dış güçlerin yönlendirdiği bir operasyon olarak görülmesi ne de bölgesel gelişmelerden bağımsız değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

    TÜRKİYE VE AZERBAYCAN'IN FARKLI HASSASİYETLERİ

    Yılmaz, Türkiye kamuoyunda inanç özgürlüğü, başörtüsü ve Filistin konusunda güçlü bir duyarlılık bulunduğunu; Azerbaycan'ın ise Sovyetler Birliği'nden miras kalan laiklik anlayışını ve İran kaynaklı güvenlik endişelerini önceleyen farklı bir devlet yaklaşımına sahip olduğunu belirtti.

    İki ülke arasındaki bu farklılıkların ilişkilere zarar vermemesi için aşırı tepkilerin önüne geçilmesi gerektiğini savunan Yılmaz, Azerbaycan'daki bürokratik uygulamaların sosyal medyada hızla "din düşmanlığı" şeklinde yorumlanmasının ve Filistin hassasiyetiyle Bakü-İsrail ilişkilerinin birleştirilerek yıkıcı kampanyalara dönüştürülmesinin toplumsal kopuş riski taşıdığına dikkat çekti.

    GÜVENLİK KAYGILARI VE İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ

    Azerbaycan yönetiminin meşru güvenlik kaygıları ile temel hak ve özgürlükler arasındaki dengeyi koruması gerektiğini belirten Yılmaz, bürokratik yaklaşımın radikal unsurlarla sıradan vatandaşların bireysel inanç pratiklerini aynı güvenlikçi bakış açısıyla değerlendirmesinin toplumsal memnuniyetsizliği artırabileceğini ifade etti.

    Yılmaz, bu tutumun İran'ın Azerbaycan yönetiminin İsrail etkisiyle İslami değerlere karşı hareket ettiği yönündeki propagandasına alan açabileceğini belirterek, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki stratejik yakınlığın toplumsal düzeyde zayıflamasının da bölgesel aktörlerin çıkarlarına hizmet edebileceği değerlendirmesinde bulundu.

    TOPLUMSAL GÜVENDEKİ AŞINMA BÖLGESEL DENGELERİ ETKİLEYEBİLİR

    İki toplum arasında oluşabilecek güvensizliğin bölgesel istikrarı ve stratejik kazanımları olumsuz etkileyebileceğini kaydeden Yılmaz, İran'ın Azerbaycan'daki Şii nüfus ve Türkiye'deki muhafazakar kesimler üzerinden etkisini artırabileceğini, Rusya ve diğer küresel aktörlerin de Ankara-Bakü hattındaki farklılıklardan yararlanabileceğini ifade etti.

    Yılmaz, toplumsal güvenin zedelenmesinin Orta Koridor gibi uzun vadeli ekonomik entegrasyon projelerini de olumsuz etkileyebileceğini belirtti.

    ÇÖZÜM İÇİN KURUMSAL ESNEKLİK VE DİPLOMASİ VURGUSU

    Değerlendirmesinin sonuç bölümünde "kurumsal esneklik", "stratejik empati" ve "yapıcı diplomasi" kavramlarını öne çıkaran Yılmaz, Azerbaycan'ın ulusal güvenlik tedbirlerini korurken bireysel inanç özgürlükleri konusundaki bürokratik katılıkları esnetmesinin hem İran'ın dini istismar alanını daraltabileceğini hem de Türkiye kamuoyundaki soru işaretlerini giderebileceğini savundu.

    Türkiye'nin ise konunun sosyal medya kutuplaşmalarına dönüşmesine izin vermemesi gerektiğini belirten Yılmaz, Azerbaycan'ın bölgesel güvenlik ikilemlerini gözeten, karşılıklı saygıya dayalı ve kurumsal kanallar üzerinden yürütülen sakin bir diplomasi yaklaşımının tercih edilmesi gerektiğini ifade etti.

    Kaynak : PERRE

    BENZER HABER