21 Ekim 2026 Çarşamba
DOLAR 49.61 ₺
EURO 55.72 ₺
STERLIN 66.50 ₺
G.ALTIN 6,577.60 ₺
ATA 44,433.04 ₺
BİLEZİK 5,994.52 ₺
BTC 82,498.10 $
ETH 2,437.24 $
BİST 0.00

    Kanlı saldırı davasında para iddiası! “Bu işi yapmam gerekiyordu”

    Gündem
    Yayınlama: Kaynak: Haber Merkezi

    Bursa'da İbrahim Çelik'in öldürüldüğü, Zekeriya Çağlayan'ın ağır yaralandığı silahlı saldırı davasında sanıklar birbirini suçladı. Fatih Kurt, Hakan Nadir'in “Bu işi yapmam gerekiyordu. Para verdim bu işe” dediğini öne sürdü.

    Kanlı saldırı davasında para iddiası! “Bu işi yapmam gerekiyordu”

    Bursa'da 6 Şubat'ta İbrahim Çelik'in hayatını kaybettiği, Zekeriya Çağlayan'ın ise ağır yaralandığı silahlı saldırıya ilişkin davanın görülmesine başlandı. Duruşmada tutuklu sanıklar birbirlerini suçlarken, mahkeme başkanı çelişkili ifadeler karşısında tepki gösterdi. Sanık Fatih Kurt, Hakan Nadir'in kendisine “Bu işi yapmam gerekiyordu. Para verdim bu işe” dediğini iddia etti.

    Kahvehane çıkışında silahlı saldırı düzenlendi

    Olay, 6 Şubat'ta saat 22.00 sıralarında Bursa'nın Yıldırım ilçesi Yiğitler Mahallesi Türkmenbaşı Caddesi'nde meydana geldi. Kahvehaneden çıkan Zekeriya Çağlayan ve İbrahim Çelik, araçlarına binmek üzereyken otomobilden açılan ateşin hedefi oldu. Peş peşe ateş edilmesi sonucu yaralanan iki arkadaş yere yığılırken, saldırganlar olay yerinden kaçtı.

    İhbar üzerine bölgeye sevk edilen sağlık ekipleri, yaralıları ambulanslarla Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırdı. Güvenlik kameralarına da yansıyan saldırının ardından polis ekipleri olay yerinde 10 boş kovan buldu. Ağır yaralanan İbrahim Çelik, tedavi gördüğü hastanede 6 gün sonra hayatını kaybetti.

    280 saatlik kamera kaydı incelendi

    Bursa Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, soruşturma kapsamında farklı kameralara ait 280 saatlik görüntüyü inceledi. Şüphelilerin olay yerine “ikiz plaka” olarak tabir edilen üç farklı araçla geldiği belirlendi.

    Saldırının ardından araç değiştirerek İstanbul'a kaçtıkları tespit edilen Batuhan Öztürk, Hakan Nadir, Müjdat Değer, Fatih Kurt ve E.K. Bursa ve İstanbul'da yakalandı. Şüphelilerden E.K. adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, diğer dört kişi tutuklandı.

    İddianamede azmettirici iddiası

    Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın tamamlanmasının ardından hazırlanan iddianamede, firari sanık Adnan A.'nın azmettirici olduğu belirtildi.

    İddianamede, İbrahim Çelik'in Zekeriya Çağlayan ve arkadaşlarıyla kahvehanede oturduğu sırada firari sanık Taner A. tarafından gözetlendiği, kahvehaneden çıktıkları sırada Taner A.'nın telefonla tutuklu sanıklara haber verdiği anlatıldı.

    İbrahim Çelik'in öldürülmesi ve Zekeriya Çağlayan'ın ağır yaralanmasıyla ilgili olarak Müjdat Değer, Batuhan Öztürk, Hakan Nadir ve Fatih Kurt'un “kasten öldürme” ve “kasten öldürmeye teşebbüs” suçlamalarıyla Bursa 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmasına başlandı.

    Duruşmaya tutuklu sanıkların yanı sıra olayda yaralanan Zekeriya Çağlayan, İbrahim Çelik'in babası Süleyman Çelik, eşi Hilal Çelik ve taraf avukatları katıldı.

    Batuhan Öztürk: Silah seslerini duydum

    Duruşmada savunma yapan Batuhan Öztürk, olaydan iki gün önce Hakan Nadir'in kendisini aradığını ve İstanbul'dan bir kişinin alınarak Bursa'ya getirilmesi gerektiğini söylediğini öne sürdü.

    Öztürk, Hakan Nadir ile İstanbul'un Ümraniye ilçesine gittiklerini, burada Müjdat Değer ile tanıştığını ve daha sonra birlikte Bursa'ya döndüklerini anlattı. Müjdat Değer'in bir süre kendi evinde kaldığını belirten Öztürk, ertesi gün Fatih Kurt'un kendisinden yardım istediğini söyledi.

    Fatih Kurt'un ailesiyle tehdit edildiğini ve kendisiyle birlikte bir görüşmeye gitmek istediğini aktaran Öztürk, akşam saatlerinde Müjdat Değer'in telaşla yanına geldiğini ve Fatih Kurt'un dayak yediğini söylediğini ileri sürdü.

    Öztürk, devamında yaşananları şu sözlerle anlattı:

    “Fatih'in aracı Müjdat'taydı. Müjdat, Bursa'yı bilmediği için aracı ben kullandım. Müjdat Değer arka koltuğa oturdu. Konum, Yiğitler Mahallesi'ni gösteriyordu. Yiğitler Mahallesi'ne gittiğimizde bir şey yoktu. Fatih Kurt'u aradığımızda kahvehanede olduğunu, kendisini almamızı söyledi. Ben navigasyonu açtım. Tam sola döneceğim sırada Müjdat Değer sağa dönmemi söyledi. Sağa döndüğümde 6-7 el silah sesi geldi. Seslerin nereden geldiğini bilmiyorum. Müjdat Değer ‘Aracı sür’ diye seslendi. Çok korktum, bize ateş açıldı diye seslendim. Yolda giderken vurulup vurulmadığımı kontrol ettim.”

    “Fatih araçtan bir şeyler alıp kanala attı”

    Olay yerinden uzaklaştıktan sonra Fatih Kurt'un beyaz bir araçla geldiğini söyleyen Batuhan Öztürk, yol üzerinde durdukları sırada Kurt'un araçtan bazı şeyler alarak kanala attığını öne sürdü.

    Öztürk, “Lüks bir araçla geldi. Yola çıkıp biraz ilerledikten sonra ben ‘Kendimi iyi hissetmiyorum’ dedim. Yolda durduk. Fatih bana su verdi. Suyu içerken, Fatih araçtan bir şeyler alıp kanala attı. Ben ne attığını görmedim. Tekrar yola çıktık” dedi.

    İstanbul'a gittiklerinde Müjdat Değer'in yanlarında olmadığını belirten Öztürk, ertesi gün Fatih Kurt'un kendisine, “Benim aracı görünce sizi ben sandılar. O yüzden sıktılar. Seni İstanbul'a getirdim ki sana da musallat olmasınlar diye” dediğini iddia etti.

    Mahkeme başkanından sanığa tepki

    Batuhan Öztürk'ün olay sırasında aracı kullandığını ancak saldırıyı görmediğini söylemesi üzerine mahkeme başkanı tepki gösterdi.

    Başkan, Öztürk'ün olay yerinden dönüş güzergâhında bulunduğunu belirterek, “Dönüş güzergahında olduğu için görüş açında. Nasıl görmedin? Hadi görmedin, 24 saat sonra İstanbul'da ne olduğunu soruyorsun. Aklı başında insan 5 dakika sonra sorar, şehir değiştiriyorsun sorgulamıyorsun. Sanki 6 yaşında bir insanın elinden tutup götürüyorlar” ifadelerini kullandı.

    Fatih Kurt: Batuhan maskeliydi, plakayı söküyordu

    Olayla ilgisinin bulunmadığını öne süren Fatih Kurt ise silah atışı yapmak için gittiği tarlaya Batuhan Öztürk'ün otomobille geldiğini, yanında Müjdat Değer'in de bulunduğunu söyledi.

    Kurt, Batuhan Öztürk'ün maskeli olduğunu ve telaşla aracın plakasını söktüğünü iddia ederek şunları anlattı:

    “Batuhan maskeli bir şekilde geldi. Telaşlı bir şekilde aracın plakasını söküyordu. Sonra benim arabaya bindiler. Diğer aracı plakasız bir şekilde tarlada bıraktılar. Aracı otobana doğru sürmeye başladım. Batuhan ile Müjdat bana silah uzatıp, ‘Bunu arabada koyabileceğimiz yer var mı?’ dedi. Ben de olmadığını söyledim.”

    Kurt, bu sırada Batuhan Öztürk'ün Müjdat Değer'e “Zayıfı niye vurdun? Şişkoyu vuracaktın” dediğini öne sürdü. Silahları olduğu için soru sormaya korktuğunu belirten Kurt, Müjdat Değer'in kendisine eşlik etmesini istediğini ve bunun üzerine yola çıktıklarını anlattı.

    Kurt'un polis kontrol noktalarına sığınmadığını söylemesi üzerine mahkeme başkanı, “Niye yapmadın? Gişelerde polis noktası var. Polise sığınsaydın” dedi. Kurt'un “O gün yoktu” yanıtına ise “Her gişede polis noktası var” sözleriyle tepki gösterdi.

    “Bu işi yapmam gerekiyordu, para verdim”

    Fatih Kurt, Batuhan Öztürk'ün savunmasının gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü. Öztürk'ün araçta uyumadığını ve ertesi gün Hakan Nadir ile telefonla görüştüğünü iddia eden Kurt, İznik'te yaşandığını söylediği konuşmayı anlattı.

    Kurt, Hakan Nadir'in kendisine, “Boş ver kardeşim, böyle oldu. Bu işi yapmam gerekiyordu. Para verdim bu işe” dediğini öne sürdü.

    Kurt, “Beni bu işte kullandılar” ifadelerini kullandı. Söz konusu konuşmaya ilişkin iddia duruşmada sanık beyanı olarak aktarıldı.

    Hakan Nadir: Olay sırasında ailemle tatildeydim

    Tutuklu sanık Hakan Nadir ise olaydan haberdar olmadığını savunarak tahliyesini istedi.

    Ehliyetinin daimi olarak iptal edildiğini söyleyen Nadir, bu nedenle Batuhan Öztürk'ü aradığını ve birlikte İstanbul'a gittiklerini belirtti. Burada sonradan Müjdat Değer olduğunu öğrendiği kişiyi aldıklarını, Bursa'ya döndükten sonra Batuhan'ı evine bıraktığını ve kendisinin de evine gittiğini anlattı.

    Nadir, daha sonra ailesiyle İznik'teki bungalov evlere tatile gittiğini öne sürdü. Olaydan bir gün sonra Fatih Kurt'un kendisini arayarak İstanbul'dan geldiklerini söylediğini belirten Nadir, kendilerine bir aracın teslim edilmesi gerektiğini söylediğini ve aracın teslim edilmesinin ardından kişilerin ayrıldığını ifade etti.

    Olayı yakalanmadan önce duyduğunu ancak kimin yaptığını bilmediğini savunan Nadir, “Doğruyu bilen yalnız Allah, herkes bir şey diyor. 10 aydır tutukluyum. Şirketim iflas etti. Aile düzenim bozuldu. Tahliyemi, olmazsa adli kontrol şartıyla serbest bırakılmamı talep ediyorum” dedi.

    Müjdat Değer susma hakkını kullandı

    Tutuklu sanıklardan Müjdat Değer, duruşmada susma hakkını kullandı. Ardından olayda yaralanan Zekeriya Çağlayan'ın beyanı alındı.

    Çağlayan, İbrahim Çelik'in firari sanık Adnan A. ile arasında husumet bulunduğunu belirterek, “Benim İbrahim'den öğrendiğim kadarıyla İbrahim'in tanıdığı bir kişi ile Adnan arasında arazi anlaşmazlığı vardı. İbrahim arabulucu olarak gitti. Orada kafe devir konusundaki alacağını da konuşmuşlar. Aralarında tartışma çıkmış ve silahlar çekilmiş. İbrahim ağabeyin telefonuna kurşun gelmiş” dedi.

    Saldırı günü kahvehaneden çıktıkları sırada ateş açıldığını anlatan Çağlayan, ayağından ve kalçasından yaralandığını, İbrahim Çelik'in ise hayatını kaybettiğini söyledi. Çağlayan, “Ateş eden Müjdat'tı, şikâyetçiyim” ifadelerini kullandı.

    İbrahim Çelik'in babasından para ve borç iddiası

    Hayatını kaybeden İbrahim Çelik'in babası Süleyman Çelik de oğlunun ölmeden önce kendisine bazı isimler verdiğini öne sürdü.

    Oğlunun Adnan A.'dan yaklaşık 10 milyon lira alacağı olduğunu söyleyen baba Çelik, birlikte işlettikleri kafenin devri sırasında borç anlaşmazlığı yaşandığını iddia etti.

    Süleyman Çelik, “Refakat sırasında oğlum bana kendini vurduranın Adnan olduğunu, organize edenin de Hakan olduğunu söyledi. Hakan'ın Adnan'a 15 milyon lira borcu varmış. Adnan da borcuna karşılık bu işi yapmasını teklif etmiş. Sanıkların hepsinden şikâyetçiyi

    BENZER HABER