2 Kasım 2026 Pazartesi
DOLAR 49.97 ₺
EURO 56.03 ₺
STERLIN 67.09 ₺
G.ALTIN 6,366.80 ₺
ATA 42,861.02 ₺
BİLEZİK 5,782.43 ₺
BTC 78,234.62 $
ETH 2,287.45 $
BİST 0.00

    TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Oktay: Avrupa, Türkiye’yi stratejik bir ortağı olarak görmelidir

    Gündem
    Yayınlama: Kaynak: Haber Merkezi

    TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Oktay, Türkiye-Almanya ilişkilerinde ortak dış politika gündeminin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Avrupa'nın Türkiye'yi stratejik bir ortak olarak görmesi çağrısı yaptı.

    TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Oktay: Avrupa, Türkiye’yi stratejik bir ortağı olarak görmelidir

    TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Oktay, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya, AK Parti Gaziantep Milletvekili Derya Bakbak, Yeni Parti Düzce Milletvekili Talih Özcan, DEM Parti Bitlis Milletvekili Semra Çağlar Gökalp ve MHP Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir'den oluşan TBMM heyeti, SETA Berlin temsilciliği ve NUMOV tarafından düzenlenen yuvarlak masa toplantısına katıldı. Bu toplantının başlığı "Türkiye-Almanya İlişkilerinde Ortak Bir Dış Politika Gündeminin Güçlendirilmesi: Parlamenter Diplomasinin Rolü" idi. Oktay, toplantıda küresel gelişmelere ve Türk-Alman ilişkilerinin ileriye taşınmasına dair değerlendirmelerde bulundu.

    Uluslararası düzenin dönüşümü ve krizler

    Oktay, uluslararası düzenin derin ve hızlı bir dönüşümden geçtiğine ve küresel güç merkezlerinin kaydığına dikkat çekti. 2. Dünya Savaşı sonrası kurulan çok taraflı kurumların sistemik yetersizliklerinin gün geçtikçe ifşa olduğunu dile getirdi. Oktay, "Bugün, kaba kuvvetin uluslararası hukuku ve diplomatik normları giderek daha fazla çiğnediği, kuralsız birçok kutupluluğun çok ciddi riskleriyle karşı karşıyayız. Yapay zeka ve yeni teknolojiler, bu belirsizliği daha da hızlandırıyor." ifadelerini kullandı. Küresel sahnede derin bir ahlak ve tutarlılık krizi yaşandığını, çifte standartların norm haline geldiğini belirten Oktay, "Gazze’de yaşanan insani trajedi, bu küresel ahlaki çöküşün en acı, en somut ve en yıkıcı kanıtı olarak önümüzde durmaktadır. Perspektiflerimiz farklı olabilir ancak sahadaki gerçekleri en çıplak haliyle konuşmak zorundayız. Uluslararası hukuk, mağdurun veya failin kimliğine göre uygulandığı an inandırıcılığını kaybetmektedir. Adil bir uluslararası sistem, istisnasız herkese eşit uygulanan ilkeler ve gerçek anlamda kapsayıcı, temsil gücü yüksek kurumlar gerektirir." dedi.

    Bölgesel sahiplenme ilkesi ve bölgesel gelişmeler

    Türk dış politikasının barış, güvenlik, istikrar ve refahı artırmayı amaçlayan ilkeli ve yapıcı bir yaklaşıma dayandığını vurgulayan Oktay, dış müdahaleler yerine "bölgesel sahiplenme" ilkesine inandıklarını söyledi. Bölgesel zorlukların, dış müdahaleler yerine yerel aktörlerin kalıcı çözümler için birincil sorumluluk üstlenmesiyle çözüleceğine inandıklarını belirtti. Rusya-Ukrayna savaşına değinen Oktay, Türkiye'nin Karadeniz'deki hassas dengeleri ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi rejimini kararlılıkla korurken, Ukrayna'nın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü en güçlü şekilde desteklediğini vurguladı. Oktay, "Savaşın kazananı, adil bir barışın ise kaybedeni olmayacağı inancıyla hareket ediyoruz. İstanbul Süreci, Tahıl Koridoru ve üst düzey esir takasları, Türkiye’ye duyulan küresel güvenin en somut göstergeleridir." dedi.

    Jeostratejik konum ve koridor yatırımları

    Oktay, Türkiye'nin jeostratejik konumuna ve lojistik bağlantı gücüne dikkat çekerek, Çin'den Avrupa'ya uzanan "Orta Koridor" yatırımlarına büyük önem verdiklerini, Çerkezköy-Kapıkule Demiryolu Projesi gibi projelerle bu hattı daha da güçlendirdiklerini anlattı. Bölgesel refah için Zengezur Koridoru’nun açılması ve Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı bir barışın tesis edilmesi adına yoğun diplomasi yürüttüklerini aktaran Oktay, Gürcistan ve İran gibi bölge ülkelerinin de dışlanmayacağı, tüm aktörlerin kazançlı çıkacağı bir model için çalıştıklarını vurguladı.

    Orta Doğu gerilimi ve Netanyahu hükümeti

    ABD seçimleri sonrası küresel tablonun ve bölgedeki dinamiklerin değiştiğine işaret eden Oktay, Orta Doğu’daki gerilime ve İsrail-İran eksenindeki çatışma riskine değindi. Dışarıdan bakıldığında bölgedeki sorunların tam anlaşılamadığını, İran'ın iç dinamiklerinin yanlış değerlendirildiğini belirterek, dış müdahalelerin çözümsüzlüğü derinleştirdiğini söyledi. Bölgedeki istikrarsızlığın en çok İsrail'deki Netanyahu hükümetinin agresif politikalarına alan açtığına dikkat çeken Oktay, "Bölgedeki çatışmaların uzaması, sınırlarını olabildiğince genişletmek isteyen İsrail'in işine yaramaktadır. Komşularındaki istikrarsızlık, bu politikaların uygulanabilirliği için zemin hazırlıyor." tespitinde bulundu. Oktay, Hürmüz Boğazı'nın açık tutulması ve bölgedeki tüm aktörlerin diyalog masasına dönmesi için Türkiye'nin her iki tarafla da görüşebilen nadir ülkelerden biri olarak elinden geleni yaptığını söyledi.

    Almanya ve AB'ye stratejik işbirliği çağrısı

    Oktay, NATO müttefikleri olarak Avrupa'nın güvenliğinde ortak bir sorumluluk paylaşıldığını kaydederek, Türkiye’nin güçlü askeri yeteneklerinin ve gelişmiş savunma sanayisinin, ortak üretim, hava ve füze savunması ile insansız sistemler gibi alanlarda Almanya için büyük fırsatlar sunduğunu anlattı. Almanya'nın Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı olduğunu hatırlatan Oktay, ekonomik politikanın da bu stratejik netliği yansıtması gerektiğini söyledi. Oktay, "Avrupa, Türkiye’yi bir tampon bölge olarak değil hayati, stratejik bir Avrupa ortağı olarak görmelidir." çağrısında bulundu. Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin yapısal dengesizlikleri gidereceğine ve her iki tarafın rekabet gücünü artıracağına dikkati çeken Oktay, "Made in Europe" gibi Avrupa endüstriyel girişimlerinin, Türk üreticileri değer zincirinin asli bir ortağı olarak tamamen kucaklaması gerektiğinin altını çizdi. Avrupa Birliği'nin sadece Türkiye'ye karşı değil, tüm dünyaya karşı stratejik körlüğünden kurtulması gerektiğini belirten Oktay, savunma ve güvenlik alanında yakın işbirliği aranırken; ekonomik entegrasyon ve tam üyelik konusunda çifte standart uygulanmasının mantıklı olmadığını dile getirdi. Oktay, "Tehditler ortaya çıktığında Türkiye’yi vazgeçilmez görmek ancak kararlar ve fırsatlar paylaşılacağı zaman mesafeli durmak karşılıklı güveni zedeler ve Avrupa'nın kendi uzun vadeli çıkarlarına ters düşer. Berlin’den bu stratejik zihniyet değişimine aktif liderlik etmesini bekliyoruz." dedi. Parlamenter diplomasinin bu süreçteki rolünün kritik olduğunu vurgulayan Oktay, meclislerin ve dışişleri komisyonlarının bürokratik engelleri aşarak yanlış algıları gidermede ve ortak çıkarları kalıcı politikalara dönüştürmede eşsiz bir sorumluluğu olduğunu kaydetti.

    BENZER HABER