UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 play-off turu rövanşında Juventus’a uzatmalarda 3-2 mağlup olan Galatasaray, ilk maçı 5-2 kazandığı için adını bir üst tura yazdırdı. Kritik karşılaşmanın ardından spor yazarları mücadeleyi farklı yönleriyle ele aldı.  İşte Spor yorumcuların değerlendirmesi...

Uğur Meleke: "Yeryüzünün en iyi 5 santrforundan biri: Victor Osimhen!"

Juventus'un şahane bir form grafiği içinde olmadığı malum. Ancak bu seviyede oynama melekeleri çok yüksek. Son 15 sezonun 14’ünde Devler Ligi’nde yarıştılar. 12’sinde gruplardan terfi ettiler. 5 kez çeyrek finale çıktılar. İki final oynadılar. Torino deplasmanına gitmek her zaman zordur. Cebinizde 5-2’lik tarihi bir avantaj olsa bile.

Juventus, Şubat ayına berbat başlamıştı. Ocak’ın sonunda üç cephede hayattaydılar. Son bir ayda üç cephede de korkunç sonuçlar aldılar. Önce Atalanta’ya karşı dağılıp İtalya Kupası’na veda ettiler. Sonra ligde direkt rakipleri Inter ve Como’ya yenildiler. Şampiyonlar Ligi’nde de kulüp tarihinde ilk kez 5 yediler. Dün Allianz’a bu travmadan çıkmak için büyük bir motivasyonla gelmişler. Birinci dakikadan itibaren çok serttiler. Sadece 5 dakika içinde 4 Galatasaraylı’yı, Osimhen’i, Torreira’yı, Barış’ı ve Sallai’yi yerde bıraktılar. İlk 45’te taraftarla bütünleşerek baskı kurdular temsilcimiz üzerinde. Soyunma odasına da 1-0’la gittiler.

47’de Kelly’ye gelen kırmızı kartı maçın kırılma anı olur sandık. Yanılmışız. Barış aslında şu eşleşmede 210 dakikaya çok şey sığdırdı: İlk maçta ikinci golde ilk şutu attı, üçüncü öncesi faulü aldı. İstanbul’da ilk sol bek Cambiaso’yu bitirdi, ikincisi Cabal’ı attırdı. Dün Kelly’nin atıldığı pozisyonda da o var. Ancak Juventus daha 48’de bir kişi eksik kalmasına rağmen, bir kişi fazla gibiydi maçın geri kalanında. 10’a 11’ken iki gol buldular. Thuram ve Zhegrova karşı karşıya kaçırdılar, Kenan direğe takıldı.

JUVENTUS’UN BELALISI BARIŞ

90 dakika bittiğinde her şey kötüye gidiyor gibi görünüyordu. Juventus tüm stadı arkasına almıştı, momentum ev sahibinden yanaydı. Buruk’un yaptığı hemen her değişiklik takımını geriye götürmüştü. Ancak iki yıldız çıktı sahneye ve turu getirdiler İstanbul’a: Juventus’un belalısı Barış ve yeryüzünün en iyi santrforlarından biri: Osimhen... Nijeryalı’nın turun en kritik golünü attıktan sonra bir de son çeyrekte yaptığı savunma müthişti. Barış-Osimhen ikilisinin bir sonraki turda da, Tottenham veya Liverpool’a karşı Galatasaray’ın en büyük kozları olacakları kesin. (Hürriyet)

Mehmet Ayan: "10 kişiyi 12 gibi oynatmak!"

11'de Osimhen’in vuruşu dışında rakip kaleye gitmekte zorlandığımız bir ilk yarı oldu. Uğurcan’ın iki kritik kurtarışıyla ayakta kalabildik. Oyuna kötü demek mümkün mü? Sanmam. Doğru oynamasak bile rakibe çok fırsat vermedik. Baskılı oldukları anlar birkaç 3-5 dakikadan oluşuyordu. Bol faullü oynadılar, kırıldık oralarda. Kolay değil; DELLA ALPi atmosferi beri yanda!

KENAN YILDIZ DENGEMiZi BOZDU

Set hücumlarında sağdan Conceiçao’yu Jakobs’un üzerine salarken, daha hızlı geldiklerinde Kenan ile dengemizi bozdular. İlk yarıda kenar toplarında stoperlerimizin başarılı olduğunu söylemek güç. Kadromuz ideal olsa da kuşkusuz pas yapabilen ekolden uzaktık. Tıpkı ilk maçın ilk yarısında olduğu gibi LANG kayıptı. Barış da hırpalayamadı. Osimhen’i besleyemedik. Pas aklı yüksek bir oyuncumuz olamadığı için ileri ne vurduysak geri geldi. 1-0 makul skordu; ilk 45 için...

SAVUNMA YERiNE PANiK

49’da maç da tur da rakibin 10 kişi kalmasıyla elimize geldi. Sonrası kabus... Ne top tutabildik ne oyunda kalabildik. 1 kişi eksik mi 2 kişi fazla mı oynadılar belli değil! 70’de Gatti ile tazeledikleri umutları, 82’de McKennie ile adeta “tura” dönüştü onlar için. İlk yarıda futbol adına gördüğümüz hiçbir şeyi bir kişi fazlayken yapamadık sahada. 64 ve 68’de fişi çekebileceğimiz iki pozisyonu gole çevirememek de tuzu biberi oldu! Savunma yerine panik yaptık. Ayağımızdaki topu rakibe ikramda sınır tanımadık. Uzatmalarda geçtiğimiz tur, bu maçtaki futbol rezaletimizin üzerini kapatmaz. 11 milyon Euro dışında kazancımız bulunmamaktadır. Çünkü dün itibariyle G.Saray’ı bir insan olarak ele alırsak şöyle bitirmeli bu zor yazıyı...

Akıl insandan giderse DELİ olunur...

İnsan akıldan giderse DİVANE... (Hürriyet)

Osman Şenher: "Bu maç tarihe geçer"

İki ülke arasındaki futbol farkını dün gece gördük. İstanbul’da Juventus’a beş gol atıyorsun, iki gol yiyorsun. Yani üç gol cebinde. İstanbul’daki o muhteşem futbolu gördükten sonra hepimiz ne diyorduk; Galatasaray elini kolunu sallayarak tur atlar. Zaten hep böyle laflar konuşarak kendimizi kandırıyoruz.

Juventus 49. dakikada 10 kişi kaldı. Buna rağmen üç gol attı, gol pozisyonlarına girdi, bir top da direkten döndü. Yani normal sürede sarı-kırmızılılar elenebilirdi. Sallai’nin olduğu sağ tarafı Kenan Yıldız resmen çökertti. Sol bekleri de sık sık hücuma çıkınca Sallai’nin de yapacağı bir şey kalmadı. Torino ekibi Jakobs’un oynadığı sol tarafa devamlı kanatlardan ikili, üçlü bindirmelerle geldi. Gol pozisyonlarının hepsi de bu kanatlardan oldu.

Bunun yanında temsilcimiz ise orta sahada Sara’nın biraz gayretiyle gol pozisyonlarına girmeye çalıştı. Maalesef ki normal sürede Osimhen’i, daha sonra oyuna giren Icardi’yi topla buluşturamadılar. Barış Alper soldan gidiyor, Osimhen, Icardi boş ama topu arkadaşlarıyla buluşturamıyor. Aynı şekilde Sane de öyle... 10 kez topla buluştuysa 7’sini rakibine kaptırdı. Uluslararası maçlarda böyle hatalar yapamazsın.

Galatasaray çok mu kötüydü? Kesinlikle hayır. Juventus oynattırmadı. Kanatları kapadı, orta sahada devamlı bastı. Osimhen’in başında iki kişi, top gelmeyince o da etkisiz kaldı. Uzatma dakikalarında Galatasaray normal sürede oynadığı futbolu bırakıp özüne döndü. Barış Alper Osimhen’e asist yaptı ve golü attırdı. Daha sonra bu sefer Barış kendisi fileleri havalandırdı. Eyvah dediğimiz, karalar bağladığımız, 90 dakikasını üç farkla geride kapadığımız maçı iki gol atarak 3-2 bitirip tur atladık.

Bu kolay bir iş değil, bunu samimi söylüyorum. Devler Ligi’ni hiç kimse Süper Lig ile karşılaştırmasın. Burası ayrı bir kategori. Galatasaray burada başarılı olmak için çok diyet ödedi, şanssızlıklar yaşadı. Ama şimdi doğruyu yapmaya başladı ve Şampiyonlar Ligi’nde son 16’ya kaldı. Juventus’u, Liverpool’u, Ajax’ı yeneceksin, Atletico ile berabere kalacaksın, bunu başarmak her babayiğidin işi değil. Futbolcuları, teknik ekibi, taraftarı, yönetimi alkışlamak lazım.

Cuma günü kura çekilecek, rakip ya Tottenham ya da Liverpool olacak. Sarı-kırmızılılar son iki sezon içerisinde bu iki takımı da yendi. Ben bu başarının devam edeceğini düşünüyorum. (Milliyet)

Serkan Akcan: "Osimhen’in hediyesi"

Galatasaray Juventus’a karşı 49. dakikadan itibaren 11-10 üstün oynadı ama maçın momentumunu yitirip 90 dakikayı 3-0 yenik kapadı, maç uzatmaya gitti. Galatasaray’ı kabustan Osimhen uyandırdı. Sahaya büyük karakter koydu, neredeyse tek başına Okan Buruk’un yanlış kararlarına, takım arkadaşlarının bencilliklerine isyan etti. Bu turu Okan hoca kendine yazmasın, bu tur Osimhen’in hediyesi. Barış Alper ilk maçta Juventus sol kanadını kılıçtan geçirmiş iki sarı bir kırımızı kartla sol koridoru açmıştı resmen.

Bir benzerini dün gece Torino’da gördük. Kelly’nin orta saha mücadelesinde Barış’ın ayağına basarak kırmızıyla atılması Torino’nun havasını derinden değiştirebilirdi. Elbette, Okan Buruk ve futbolcuları 11-10 üstün oynadıklarının farkında olsalardı. Kırmızı kartın ardından Galatasaray sahada anlamsız bir panik havasına kapıldı. Juventus’un 10 kişiyle yaptığı baskıyı kıramadıkları gibi bol pozisyon verdiler. Bu baskıyı kırmak için Okan hoca Sane ile Boey’i oyuna sürdü. Sane girdikten sonra sola geçen Barış Alper Yılmaz topu önüne aldığında gücüyle kaleye kadar gitmeyi bir şekilde başarıyordu. Ne var ki, Osimhen daha müsaitken Barış’ın önündeki savunma duvarına hem de sol ayağıyla şut atması Nijeryalı santrforu haklı olarak çileden çıkardı. Bir sonraki pozisyonda ise Osimhen Barış’a inat dar açıdan öylesine hırsla topa vurdu ki, o fotoğraf bile yaşanan gerginliğin ve paniğin ispatıydı.

Buruk düşünmeli

Galatasaray’da bunlar yaşanırken Juventus maçı 2-0’a getirince panik kulübeye kadar yayıldı. Okan hoca Sara’yı çıkarıp Yunus’u almak varken İlkay’ı sahaya sürerek acayip yanlış bir karara imza attı. Sahada koşacak hali olmayan İlkay’ın takım arkadaşlarını sahada eliyle sakinleştirmeye çalışmaktan başka bir katkısının olmayacağı açıktı. İnanılacak gibi değil ama üstüne 10 kişilik Juventus maçı 3-0’a getirdi. Bu turun ardından Okan Buruk şapkasını önüne alıp düşünmeli. Neden 11-10 kalındığında Yunus’u değil İlkay’ı aldım, neden Sara’yı 71 dakika oyunda tuttum, neden tel tel dökülen Jakobs’a 3-0’a kadar sabrettim diye. (Fanatik)

Tunç Kayacı: "Kötü oyunla yüreklendirdik"

Böyle bir ilk yarı bekliyor muydunuz derseniz, bekliyordum. Çünkü rakibin İstanbul’da aldığı 5 gollü yenilgiden sonra kaybedecek bir şeyi kalmamış bir takım olarak oyuna böyle başlaması çok normaldi. Nitekim baskının yanı sıra sertlik dozunu bilinçli olarak artırıp Galatasaray’ı sindirmeyi başardılar. Özellikle hücumlarda uzun toplarda dönen topların hepsini hemen hemen Juventuslu oyuncular kazandı.

Açıkcası yediğimiz baskıdan çıkmayı başaramadık ve gol geliyorum dedi. Özellikli geriden çabuk çıkıp topu kanatlara taşıyan ev sahibi ekip yan ortalarlarla gol pozisyonları ararken son vuruşlarda başarılı olamayınca uzun süre maçı golsüz götürdük. Ancak ilk yarıyı yine de istediğimiz gibi bitirmeyi planlarken Sanchez’in bu seviyeye yakışmayacak hatası sonucu gelen penaltı ve soyunma odasına 1-0 yenik girdik.

Utanılacak futbol

Kısaca iyi bir ilk yarı oynamadık, Allah’tan Uğurcan kalesinde başarılı kurtarışlarla geçit vermedi. Bizim için kötü olan oyunumuzla rakibi yüreklendirdik… İkinci yarının hemen başında rakibin 10 kişi kalmasıyla büyük bir avantaj yakaladık. Ama gel gör ki sanki 10 kişi biz gibiydik resmen ezildik. Nitekim 10 kişiyle 2. golü bulan Juventus karşısında gerçekten utanılacak bir futbol oynadık. Ardından rakibin coşkusu 3. golü de getirince demoralize olan Galatasaray adeta sahada tel tel döküldü. Bu maçın uzatmalara kalmasına sevindiysek ortada dramatik bir durum var demektir Galatasaray adına. (Fanatik)

Levent Tüzemen: "Osimhen sahaya karakter koydu"

Galatasaray, Torino'da zafere imza atarken nabızları yükseltti, tansiyonları fırlattı ama sonunda mutlu etmesini bildi. Osimhen'in, Galatasaray'ın kalbi olduğunu bir kez daha gördük. Nijeryalı yıldız, 120 dakika sahada kalırken yenilgiyi kabullenmeyen ve tüm arkadaşlarına ortak olacak bir mücadele ortaya koydu. Osimhen bir kez daha büyük bir karakter olduğunu, kazandığı paranın anasının ak sütü gibi hak ettiğini sadece G.Saray'lılara değil, golcü arayan kulüplere de gösterdi. Savunmaya geldi, top çıkardı, ikili mücadelelere girdi, top kazandı. İtalya'da Juventus'a karşı evinde atamadığı golü G.Saray formasıyla gerçekleştirdi. Bu zaferi anlatırken 90 dakikalık bölümdeki G.Saray'lı insanların tansiyonunu yükselten, ruh haline de değinmek lazım. Sanchez'in laubali davranmasıyla kaptırdığı top sonucu penaltı kazandırması olmasaydı Juve bu kadar istekli oynamazdı. İkinci yarıda rakip 10 kişi kalmasına rağmen G.Saraylı oyuncular, donup kalmışçasına oynadılar. Art arda yenilen iki gol 'yazık tur gitti ' yorumlarına yol açtı ama Osimhen kadar sahaya karakter koyan oyuncu Barış Alper'di. Barış, yine Juve'yi 10 kişi bıraktı. Sahada gücü ve kalbiyle oynadı. Pas hataları yaptı ama kazanma duygusundan kopmadı. Osimhen'e asist yapmasının yanı sıra attığ ı golle de zafere nokta koydu. G.Saray bu turu İstanbul'da hak etmişti. Eğer Torino'da kaybetseydi büyük bir kaosun içine girerdi. Bu zafer, ciddi bir moral olacağı gibi Avrupa da G.Saray'ı bir kez daha alkışladı. (Sabah)

Bülent Timurlenk: ":Bu geceki paniği sakın unutma!"

Spalletti ilk maçta en uçta oynattığı McKennie'yi sol bek, stoper Kalulu'yu da sağ bek yapıp ikisini de orta sahaya çıkartıp Locatelli'yi de iki stoper arasına sokup yedi kişi ile hücum ederek başladı. İlk 10 dakikada altı pasın içinden vurdurulan kafa vuruşu ardından Kenan'ın plasesi Uğurcan iki kurtarış ile tabelayı 0'da tutarken Galatasaray yüzde 70'in altında pas isabeti ile pozisyonları bitiremeyince ilk yarıda oyun bir tenis maçına döndü. İtalyanlar orta sahayı Locatelli ve Thuram'ın müthiş oyunu ile ele geçirdi. Davinson'un hatası, ardından penaltı... Mücadele vardı ama oyun yoktu Galatasaray adına. Kelly'nin kırmızı kartı ile Koopmeiners'i stopere çekince orta sahada bir kişi eksildiler ama Galatasaray, 10 kişi kalmış rakibine karşı adeta ikinci golü yemeden hücum etmeyi düşünmedi. Sane'nin girdikten sonraki laubali oyunu ve Gatti'nin golünden sonra Juventus tribünleri, takımı ile beraber adeta Galatasaray'ın üzerine çöktü. Uğurcan üçüncü golde net hatalı. Bir dakika önce kulübede ciklet çiğneyen İcardi, İlkay ile maç uzatmaya giderken oyun artık Rus ruletine dönmüştü. İlk maçtaki görkemli skor ve ikinci yarıdaki rakibi ezen muhteşem futboldan sonra 45 dakika 10 kişi kalmış Juventus ile maç ı uzatmaya götürmek elbette çok daha fazla cümleyi hak ed-i yor. Kalbe zarar bir 120 dakika izledik. Filmin sonunda tara-f tar bu eşleşmeyi "Juventus'a 7 gol attık ve eledik" diye hatırlasın. Dün geceki panik oyunu ise Okan Buruk ve öğrencileri hiç unutmasın. Unutursan yanarsın! (Sabah)

Mustafa Çulcu: "Helal olsun Osimhen"

G.Saray ilk maçın skor avantajı ile öz güvenli başladı. Osimhen liderliğinde ön alan baskısını iyi yaptı. Barış etkili oluncu McKennie tekmelerle onu yıldırmaya çalıştı. Kenan Yıldız müthiş oynadı. Uğurcan ilk yarıda çok iyiydi. G.Saray geçişlerde final paslarında başarısız olunca bir türlü beklediği golü bulamadı. Rakip on kişi kaldı ama panikleyen Galatasaray olunca Juventus her şeyi göze aldı, yüklendikçe yüklendi, ikiyi-üçü buldu, maçı uzatmaya taşıdı. Rakibin 10 kişi kalmasını ve ilk maçın skor avantajını doğru kullanamayan Galatasaray'ı ve özellikle Okan hocayı uzatmalarda attığı golle Osimhen ipten aldı. Barış turu getirdi. Aldığı transfer ücreti Osimhen'e anasının ak sütü gibi helal olsun. Joao Pinheiro'nun ismi açıklandığı andan itibaren İtalyanlar medya üzerinden hakeme baskı kurdular. Demek ki bu psikolojik saha dışı harp ve baskı iklimi sadece bizde yokmuş. Maçta Spalletti, 4. hakem ve hakem üzerinden baskıya hep devam etti. 2026 Dünya Kupası'nda görev alacak UEFA'nın güven duyduğu isim 38 yaşında, 10 yıllık FIFA hakemi Pinheiro geçen yıl PSG-Tottenham Süper Kupa finalini yönetmişti. Bu tecrübeye rağmen maç kızışınca kontrolde zorlandı. Belli etmemeye çalışsa da bir ara rengi kaçtı. Daha 2'de Barış'a kontrolsüz giren McKennie'ye sarı çıkarmadı. Gatti önce Osimhen'e, sonra Sara'ya, Barış'a, Lemina'ya karşı gladyatör gibiydi, kart görmemesi mucizeydi! 35'te Torreira'nın ceza alanı içinde Thuram'a faulünde verdiği penaltı net doğru, Torreira'ya sarıyı pas geçti. Sarısı olan Kelly'in Barış'a gaddarlık içeren ciddi faulünde hakem önce ikinci sarıdan kırmızı gösterdi, VAR müdahalesi yedi. Pinheiro'nun karizması çizildi. VAR dan sarı iptal direkt kırmızı çıktı, doğru karar oldu. Normal sürede 25 faul, 6 sarı, 1 kırmızıya rağmen çok kart hatası yaptı. Uzatmalar sonrası maç toplam 30 faul, 7 sarı, 1 kırmızı ile tamamlandı. (Sabah)