Vali Tuncay Sonel’in arşivdeki sırrı ortaya çıktı: Ben buranın başbakanıyım
Gazeteci Tolga Şardan, T24'teki yazısında Gülistan Doku soruşturmasında tutuklanan Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in adını duyunca arşivine bakmış ve 21 yıl öncesine uzanan dikkat çekici bu olayı hatırlamış. Şardan'ın arşivinden çıkan kayıtlara göre, 2003 yılında Kırklareli'nin Vize ilçesi kaymakamıyken bir hükümlüyü ziyaret için gittiği cezaevinde personele "Ben buranın Başbakanıyım" diye bağıran ve "Aç kapıyı, inersem kafanı kopartırım" tehdidinde bulunan Sonel hakkında dönemin Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dava açılmış, yargılanmış ve ceza almıştı. Ancak zaman içinde cezasını kaldırtan Sonel, kariyerinde yükselerek Tunceli Valisi olmuştu. Bir gazetecinin arşivinden çıkan bu olay, bugün adliyeye sevk edilen valinin geçmişindeki tartışmalı davranışlarını tekrar gündeme taşıyor.
İşte Şardan'ın bugünkü yazısı:
Bir gazeteci için “arşiv tutmak” mesleğin olmazsa olmazlarındandır.
Bir olay ya da gelişme yaşandığında gazeteci arşivine başvurur ve söz konusu kişi ya da gelişmeyle ilgili arşivinde “bir şeyler” olup olmadığına bakar doğal olarak.
Tunceli’de Gülistan Doku’nun 2020’de kaybolmasıyla ilgili yeniden başlatılan soruşturma dosyası çerçevesinde tutuklanan Vali Tuncay Sonel hakkında “arşivimde ne var ne yok?” diye baktığımda 2003’te yaşanan bir olayı hatırladım.
Tarih, 21 Nisan 2003. Mevcut AKP iktidarının yönetime gelmesinden üzerinden henüz beş ay geçmiş. AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Başbakan koltuğunu teslim almasından sadece 38 gün sonrası.
Olayın geçtiği yer Kırklareli’nin Vize ilçesi. Olayın baş kahramanı ya da diğer deyişle merkezindeki isim ise, ilçenin kaymakamı Tuncay Sonel!
Mülki idaredeki kariyerine 27 yaşındayken 1997’de Ankara’nın Güdül ilçesinde başlayıp Gümüşhane Köse’de 1999 – 2001 yılları arasında kaymakamlık yapan Sonel, 2001’de Kırklareli’nin Vize ilçesinde kaymakam olarak görevlendirildi. 2005’e kadar Vize’de kalan Sonel, peşinden aynı yıl Şanlıurfa’nın Birecik ilçesine tayin edildi.
Hükümlüyle koğuşta görüşmek istedi
Kentte göreve başlamasının üzerinden yaklaşık 1.5 yıl geçmişti ki, 33 yaşındaki Kaymakam Tuncay Sonel, Vize Kapalı Cezaevi’nde hükümlü olarak kalan Sabahattin Yılmaz’ın “dişiyle ilgili yaşadığı sağlık sorununu çözmek” amacıyla ilçe Cumhuriyet Savcısı ile görüşüp cezaevinin yolunu tuttu.
Kaymakamlığa ait sivil makam aracında beraberinde makam şoförü ve ilçe müftüsü ile saat 15.00 sıralarında gelen Sonel’in yarattığı kriz, henüz cezaevine makam aracıyla girmek istemesiyle başladı.
Cezaevinin kapısında nöbet tutan jandarma askerleriyle tartıştı Kaymakam Sonel. Hatta iddiaya göre, cezaevinden sorumlu savcının izin vermemesine karşın binanın bulunduğu bahçeye makam aracıyla zorla girdi.
Sonel’den nöbetçi askere: Aç kapıyı, inersem kafanı kopartırım
İddiaya göre, girişte talimat verilmediği için kendisine geçiş onayı vermeyen iki jandarma askerine, “aç kapıyı, inersem kafanı kopartırım” diyecek kadar gözü dönmüştü.
Bir hükümlüyü görmek amacıyla cezaevine gelen Sonel’in adının karıştığı yönetim kriziyle ilgili cezaevi personelinin imzasını taşıyan 21 Nisan 2003 tarihli tek sayfalık tutanakta yaşananlar özetle şöyle aktarıldı:
Cezaevinden sorumlu Cumhuriyet savcısı, Sonel’in ziyaret etmek istediği Sabahattin Yılmaz’ın koğuşundan alınarak idare odasında görüştürülmesinin sağlanması amacıyla cezaevi müdürlüğüne talimat verdi.
Saat 15.00 sıralarında cezaevine gelen Kaymakam Sonel, sorumlu personel Cezaevi Katibi Şerafettin Kınay ve vardiya nöbetinde görevli infaz koruma memurları Durmuş Akbulut, Baki Aygün, Hayri Akçer, Şevki Özcan ve Mücahit Akgül, Sonel’i idare odasına davet etti.
“Ben, buranın Başbakanıyım”
Bu arada koğuşundan alınan hükümlü Sebahattin Yılmaz’la idare odasındaki görüşmenin gerçekleşeceği sırada Kaymakam Sonel, cezaevindeki koğuşları gezmek istediğini söyledi. Ancak cezaevi personeli, savcıdan talimat gelmeden Kaymakam’ın koğuşları gezmesine izin verilemeyeceğini anlatınca kriz patladı.
Aldığı olumsuz yanıt üzerine Sonel, personele yönelik; sinirli biçimde “Benim yetkim var, ben buranın kaymakamıyım. Buranın Başbakanıyım, ben görüşürüm” diye bağırdı.
Yaşananlar aynı anda savcıya telefonla aktarılırken, bu kez savcı ile Sonel telefonla görüştü. Görüşme sonrasında Kaymakam Sonel, makam şoförüne “Bana kâğıt getir, tutanak tutacağım” dedi.
Yaşananların tanığı Cezaevi Katibi Şerafettin Kıray idare odasında beklerken, iddiaya göre Sonel, Kıray’a yönelik “Sen yanımda ne arıyorsun? Defol dışarı çık” dedi. Bu kez Kıray da Sonel’e “Ben, savcımdan almış olduğum talimatı yerine getiriyorum. Bana bu şekilde hitap edemezsiniz” yanıtını verdi.
“Hibeleri geri getirin”
Kıray’ın yanıtı Sonel’i daha da kızdırdı. İdare odasından çıkan Sonel, “Böyle bir şey olmaz” diye cezaevi personeline bir kez daha bağırdı. Bu sırada tutanak hazırlamak amacıyla elindeki kalemi yanında bekleyen İnfaz Koruma Memuru Şevki Özcan’a doğru attı.
Ardından da yine bağırarak “şimdiye kadar kaymakamlık ve sosyal yardımlaşma fonunca cezaevine hibe ettiğim tüm malzemeleri, şofbenleri söküp, file ve televizyonları da söküp akşama kadar kaymakamlığa geri getirin” dedi. Bu cümlelerin peşinden Sonel, dış bahçede sergilenen tarihi eser niteliğindeki toprak küpü gösterip, “bunun ne işi var burada? Devletin malı burada ne arıyor? Bunu hemen aldırın” şeklinde şoförüne bağırdı.
Kaymakam Sonel, ardından beraberinde ilçe müftüsü ile cezaevinden ayrıldı.
Soruşturma başlatıldı, “Kapıyı açarsanız memnun olacağım” dedi
Sonel’in merkezinde olduğu cezaevi ziyaret krizi, savcılığı harekete geçirdi.
Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığı, yaşananlarla ilgili cezaevinde tutulan tutanak çerçevesinde Vize Kaymakamı Tuncay Sonel hakkında adli soruşturma başlattı.
Soruşturmayı bizzat başsavcı yürüttü. Başsavcı, kaymakamlığa gönderdiği yazıyla kaymakam, ilçe müftüsü ve makam şoförünün ifadesinin alınması amacıyla başsavcılıkta hazır bulunmalarını sağladı. Sonel’in ifadesi alındı. Dönemin ilçe müftüsü, makam şoförü ve iki jandarma askerinin “tanık” sıfatıyla bilgisine başvuruldu.
Sonel, ifadesinde, kendisinin ilçe insan hakları kurulu başkanı olarak 5442 sayılı İl İdaresi Yasası’ndaki “Kaymakam, ceza ve tevkif evlerinin muhafazasını ve Cumhuriyet savcısı ile birlikte tutuklu ve hükümlülerin sağlık şartlarını denetim ve gözetim altında bulundurur” hükmü gereğince savcı ile görüşüp hükümlü Yılmaz ile görüşme talebinde bulunduğunu anlattı.
Hakkında cezaevinde tutulan tutanaktaki iddiaları kabul etmedi.
Hatta öyle ki, nöbetçi askere söylediği iddia edilen “aç kapıyı, inersem kafanı kopartırım” şeklindeki sözlerini, “cezaevine girerken, görevli personele ‘ben, ilçenizin kaymakamı olarak buraya geldim. Kapıyı açarsanız memnun olacağım’ ifademi kullandım. Kesinlikle ve kesinlikle ne ‘buranın Başbakanıyım’ dedim, ne de başka bir ifade kullandım” şeklinde yalanladı!
Sonel ifadesinde, “Cezaevine, Kaymakamlık Köylere Hizmet Götürme Birliği’nce hibe edilen şofben, voleybol ağı, televizyon gibi eşyaların geri iade edilmesi asla talep edilmemiştir” dedi.
Cezaevi bahçesindeki tarihi eser olarak kayıtlara giren Pithos Büyük Erzak Küpü’nün ise, daha önce Hükümet Konağı önünde sergilendiğini, izinsiz olarak cezaevi bahçesine taşındığını ve ilçede açılan Halk Kütüphanesi’nde sergilenmek amacıyla alınması talimatını verdiği ifade etti Kaymakam Sonel.
Sonel, “Devlet birimleri arasında her zaman uyum ve iş birliği içerisinde olmuşumdur. Önceki görevi yerlerimde de özellikle adliye olarak da çok güzel ilişkilerimiz mevcuttur. Bu ilişkiler burada da bu şekilde devam edecektir” cümlelerini kurmayı ihmal etmedi.
Dava açıldı, yargılandı
Alınan ifadeler sonrasında başsavcılık iki hafta içinde soruşturmasını tamamladı. Kaymakam Sonel hakkında bizzat dönemin Kırklareli Cumhuriyet Başsavcısı tarafından 8 Mayıs 2003 tarihli iddianame hazırlanıp dava açıldı.
İddianamede Sonel’e yönelik, “Görevli memuru ağır ve haksız şekilde tehditte bulunmak”, “görevli memurlara hakarette bulunmak” ve “görevinden dolayı etkileme tam kalkışmada bulunmak” suçlamalarına yer verildi.
Sonel, hakkında açılan davada yargılandı. Yargılama Yargıtay’da gerçekleşti.
Hatta yargılama sırasında Vize Adliyesi’nde görevli bir hâkimi “tanık” gösterdi. Ancak bu tanıklıkla ilgili dikkat çekici iddialar gündeme geldi aynı günlerde.
İddiaya göre, Kaymakam Sonel, kendisini savunan hâkime ait evin inşaat malzemelerini karşıladı. Ancak yine yargılamada ortaya çıkan bu duruma yönelik konuşan tanık hâkim, “kaymakamlıkça evime fayans değil, mutfak taşı yaptırılmıştır” bilgisini verdi.
Bildiğim kadarıyla Sonel, bu yargılamadan ceza aldı. Ancak zaman içinde cezasını kaldırtmayı başardı. Ve zaman içinde kariyerinde daha da yükseldi.
Olayın yaşadığı Vize’de 2005’e kadar görev yapan Sonel, kaymakam kararnamesiyle Şanlıurfa’nın Birecik ilçesine atandı. 2008’te belki de bugünkü kariyerini belirlemeye katkısı bulunan Trabzon’un eski İçişleri Bakanı’yla ünlü ilçesi Of’a atandı.
Peşinden 2012 - 2015 yıllarında Seydişehir’de, 2015 - 2016 yılları arasında Bandırma’da kaymakamlık yapan Sonel, mülki idare kariyerinin kaymakamlık görevinde gelebileceği en iyi konumlardan birisi olarak İstanbul Kadıköy Kaymakamı oldu.
Kadıköy’deki sadece “altı ay” süren kaymakamlık sonrasında dönemin İçişileri Bakanı Süleyman Soylu’nun hazırladığı valiler kararnamesinde Tunceli Valisi atanarak, kariyerini bir üst aşamaya taşıdı.
Sonrası malum zaten.
Yine adliye, yine yargılama yolu. Ama bu kez işler Vize’deki gibi kolay olmayacak gibi.
Tutuklanan Sonel’in kariyerinde “yolun sonu görünüyor” sanki.