Neox Medya - Spor - Gündem Son Dakika Haberleri
Anasayfa Gündem
Gündem

Başsavcı Ebru Cansu, Gülistan Doku için konuştu! İlk defa...

Gülistan Doku soruşturmasını yürüten Başsavcı Ebru Cansu, Hürriyet’ten Hande Fırat’a konuştu. “Ben de bir anneyim, benim de bir kızım var” diyen Ebru Cansu, “Bu dosyaya baktığımda kaybolan bir genç kızın, yarım kalan bir hayatın ve cevap bekleyen bir ailenin acısını gördüm.

Yayınlama: 23.04.2026 - 10:50 Kaynak: Haber Merkezi
Paylaş:

Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu, Gülistan Doku dosyasını yeniden ele alarak aslında yeni bir tarih açtı. Bir başsavcının “yeniden bakın” iradesi, bazen yılların sessizliğini bozabiliyor. İrade varsa, yıllar sonra bile hakikate ulaşılabiliyor.

Bugün Türkiye’nin konuştuğu o savcı aynı zamanda bir anne ve duygularını Hürriyet gazetesinden Hande Fırat ile paylaştı.

“Ben de bir anneyim, benim de bir kızım var” diyen Ebru Cansu, “Bu dosyaya baktığımda kaybolan bir genç kızın, yarım kalan bir hayatın ve cevap bekleyen bir ailenin acısını gördüm. Bu nedenle mesleki sorumluluğumun ötesinde, vicdani bir yük de hissettim” şeklinde konuştu.

CESARET, ADALET DUYGUSUNUN TA KENDİSİDİR

Ben de bir anneyim, benim de bir kızım var. Bu dosyaya baktığımda kaybolan bir genç kızın, yarım kalan bir hayatın ve cevap bekleyen bir ailenin acısını gördüm.

Bu nedenle mesleki sorumluluğumun ötesinde, vicdani bir yük de hissettim. Mesleki ve vicdani görevim gereği bu dosyanın üzerine gidilerek bu kızımıza ne olduğunun bulunması gerektiğine inandım.

Cesaret dediğiniz şey, aslında adalet duygusunun ta kendisidir.

Sayın Bakanımızın ‘ucu nereye giderse gitsin’ şeklindeki kararlı yaklaşımı da bize güç vermiştir. Biz, adliyedeki ekip arkadaşlarımla ve JASAT birimleriyle birlikte, hiçbir detayı göz ardı etmeden, her ihtimali yeniden değerlendirerek gece gündüz demeden çalıştık.”

ADALETİN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ

Başsavcı aslında tüm Türkiye’nin içinden geçenleri söyledi, hepimize umut oldu. Başsavcının bu konudaki mesajları ise şöyle:

“Eğer bir cinayet söz konusuysa bunu aydınlatmak adli makamların boynunun borcudur.

Günümüzde teknolojik imkânlar çok gelişti. Bizim görevimiz gerçeği ortaya çıkarmaktır. Gülistan Doku dosyası da bunun mümkün olduğunu göstermiştir.

Bundan sonra da hangi dosya olursa olsun, adaletin peşini bırakmayacağız.”

HİÇBİR DOSYA KADER DEĞİLDİR

Başsavcının “Hangi dosya olursa olsun adaletin peşini bırakmayacağız” sözleri artık hiçbir dosyanın kader olmadığını gösteriyor. Gülistan Doku dosyasında olan biten, yalnızca bir kayıp dosyasının çözülmeye başlaması değil. Bu, Türkiye’de yıllardır “faili meçhul”, “takipsizlik”, “karanlık dosya”, “zaman geçti” denilerek kenara itilen, vicdan yaralarının aslında istenirse açılabildiğinin kanıtı.

MESELE BİR DOSYA DEĞİL, DEVLETİN VİCDANI

Gelinen nokta devletin bir dönem dokunulmaz görülen alanlarına da soruşturma elinin uzanabildiğini gösteriyor:

- Tam da bu yüzden, Gülistan Doku dosyası artık yalnızca Gülistan’ın dosyası değildir.

- Bu dosya, Türkiye’de adaletin neden bazen altı yıl, bazen yirmi altı yıl, bazen daha da uzun süre geciktiğinin dosyasıdır.

- Bazı dosyalar zamanla değil, suskunlukla ağırlaşır.

- Bu dosya, kamu gücü doğru ellerdeyse hakikatin önünü açabildiğini; yanlış ellerdeyse gerçeğin üzerine beton dökebildiğini gösteren bir aynadır.

- Çünkü eğer bir genç kadının kayboluşundan sonra delillerin karartıldığı, hastane kayıtlarının silindiği, kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde ele geçirildiği, soruşturmanın yönünün saptırıldığı iddiaları bugün adli dosyaların içine kadar girdiyse, burada artık sadece bir cinayetten değil, kamu gücünün kötüye kullanımı iddiasından da söz ediyoruz. Çünkü bir ülkede vali makamı, adaleti korumak için vardır; eğer bir cinayetin gölgesine vali makamı düşüyorsa, orada yalnızca bir aile değil, devlet de yaralanır. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in faili meçhul ve takipsizlik dosyaları yeniden incelemek için özel birim yaklaşımı, bu yüzden yalnızca bürokratik bir adım değil, hem bir dönüm noktası hem de kamusal bir taahhüt. Eğer faili meçhuller için kurulan özel ekip sistematik çalışacaksa; başta Çağla Tuğaltay, Rabia Naz, Narin Güran olmak üzere tüm dosyalar bu mekanizmayla, kaybettiğimiz çocuklarımız için adaletin penceresi.

SIRADA ÇAĞLA TUĞALTAY VAR...

Çağla Tuğaltay dosyasına 26 yıl boyunca 9 savcı ve yüzlerce polis baktı. İki kez özel ekip kuruldu. Ve yine de sonuç alınamadı. Bakın bu çok ağır bir ayrıntı, adeta sistematik yetersizlik iddiası.

- Tırnak altında DNA. Yabancı parmak izleri. Interpol taraması.

- Boğuşmaya bağlı erkek DNA’sı var. Çocuğun şortunda yabancı erkek DNA’sı var.

- Bu, delilsizlik değil. Bu, sonuçsuz bırakılmışlık tartışmasıdır.

- Dosya 2020’de zaman aşımına uğrayacaktı. Bir annenin feryadı dosyayı ölümden döndürdü. Bir başka karanlık daha yaşandı. Aileye organize dijital linç başladı. Hakikati arayanlar da hedefe kondu. Sonuç hâlâ belirsiz.

- Burada somut talep “fethi kabir”, çünkü eksik örnekler var.

Sayın Akın Gürlek, Gülistan dosyasında kurulan irade, Çağla dosyasında da DNA örneklerinin tamamlanması için devreye girmeli. Talep budur. Hakikate bir kez daha bakılması.

RABİA NAZ VİCDAN SINAVIDIR

Bir ülke bir çocuğun ölümüne toplumu ikna edemiyorsa, o dosya kapanmamıştır. Rabia Naz Vatan dosyası yalnızca geçmiş bir trajedi olarak değil, yeniden bakılması gereken bir kamu vicdanı testi olarak duruyor.

Eğer özel ekip artık devredeyse Rabia Naz dosyasında:

Teknik rapor çelişkileri,
Komisyon tutanakları,
Eski şüphe başlıkları,
Kamuoyunun ikna olmadığı noktalar yeniden okunmalı.

SUSKUNLUK DA SUÇUN ORTAĞI OLABİLİR

Narin Güran dosyasının bize gösterdiği; suskunluğun da suçun ortağı olabileceğidir. Sadece bir ceza dosyası değildir, çocuk koruma sisteminin de alarmıdır. Çünkü bir çocuk kayboluyor, öldürülüyor, ve çevresinde suskunluk halkası oluşuyorsa, burada yalnız fail değil, sistem de sorgulanır.

Ve burada yalnız faili meçhul kalmış dosyalardan değil, delillerin varlığına rağmen adalet duygusunu yaralayan dosyalardan da söz etmek gerekiyor. Buraya bir vaka daha eklenmeli. Bir üniversite öğrencisi. Bir yelken etkinliği.

- Bir teknede gerçekleştiği iddia edilen ağır cinsel saldırı.

- Somut deliller. Adli tıp raporları. Tanık beyanları. Çelişkili ifadeler. Tutuklama ve sonra beraat. Dosya bugün Yargıtay aşamasında.

Bu noktada soru şu: Bir dosyada adli tıp raporu varsa, tanık varsa, iddianame varsa, çelişkili savunmalar varsa, tutuklama kararı verilmişse; buna rağmen toplumun vicdanını ikna etmeyen “beraat” çıkıyorsa, orada sadece bir dava değil, adalet duygusu da tartışılır. Bu da cezasızlık tartışmasının başka yüzü. Çünkü bazen faili meçhul, failin hiç bulunamaması değildir. Bazen fail yargı önüne gelir ama hakikat hükme dönüşmez.

Gülistan bize soruşturma iradesini, Çağla delil varken bekleyen adaleti, Rabia Naz kamu vicdanındaki kuşkuyu, Narin suskunluk halkasını, mağdur da delil de olsa adaletin kendiliğinden gelmediğini gösteriyor. Bu yüzden cezasızlıkla mücadelede faili meçhul dosyaları da açılmalı, mahkeme süreçlerinde adalet duygusunu zedeleyen kırılmalar da görülmeli.

BU ÇAĞRIYI UNUTMAYIN!

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Canan Güllü benim bu köşeye sığdıramadığım adalet bekleyen diğer kayıplarımızı da sıraladı: “Nadira Kadirova, Yeldana Kaharman, Rojin Kabaiş, Firdevs Yöreli, İpek Er…”

Canan Güllü devletin koruma ve adaleti sağlama yükümlülüğüne dikkati çekerek şu açıklamaları yaptı:

- “Neredeyse çorap söküğü gibi art arda gelen gözaltılar ve okuduğumuz ifadelerle karşımızda devletin valisi tarafından yönetilen bir çete ile karşı karşıya kalıyoruz. Kapısına ceket iliklenen devletin vali makamlarında kimler oturmuş meğer.

- Şimdi yukarıda isimlerini saydığımız kadınların da liyakatsiz olarak koltuklarda oturanlar tarafından üzeri örtülen cinayetlerinin faillerini yargıya teslim etme zamanıdır.

- Hepimiz biliyoruz ki istenildiği zaman karınca yuvasına saklansanız dahi devletin polisi, jandarması sizi bulur

- Aileler ve kamuoyu bunca geçen zamana da razıyız. Adalet terazisi yeter ki çalışsın. Ve yeter ki suç cezasız kalmasın. Bu süreç yargılaması fail lehine bitmiş dosyaların da yeniden yargılama aşamasına karar verilerek getirilmesini sağlasın.”

Gelelim benim çağrıma: “Adalet yalnız bulunamayan faile değil, görülmeyen hakikate de ulaşmak zorunda. Şimdi birikmiş kocaman sessizlik tek bir cümle kuruyor: Madem istenince yapılabiliyor, artık hepsi için olsun.”

# Neox Medya
Son Haberler

Gaziantep FK ilk yarı fişi çekti! Deplasmanda Göztepe galibiyeti

07.09.2026 - 22:20

CANLI| Çaykur Rizespor - Alanyaspor maçını canlı izle (Maç Linki-Şifresiz)

07.09.2026 - 19:30

CANLI| Göztepe – Gaziantep FK maçını canlı izle (Maç Linki-Şifresiz)

07.09.2026 - 19:29

MHP’den 11 maddelik nüfus raporu! Kabul edilirse doğurganlık hızı patlar

07.09.2026 - 19:01

Premier Lig'de Hull City şaşkınlığı! Herkes şoke oldu

07.09.2026 - 18:54

Süper Lig'de yayıncı değişiyor! Masadaki rakam tam 500 milyon dolar

07.09.2026 - 17:01

İlk 4 haftada 2 yenilgi! Fenerbahçe'den sarsıntılı başlangıç

07.09.2026 - 16:55

Ünlülere yönelik müstehcenlik soruşturması! 184 sosyal medya hesabına erişim engeli

07.09.2026 - 16:47

Boşanma ve nafaka davalarına düzenleme geliyor

07.09.2026 - 16:43

Maça Doğru: Gaziantep FK, Göztepe Deplasmanında!

06.09.2026 - 15:14
Son Makaleler

Umay Ana, Ak Ana ve Cumhuriyet Kadını! Nejdet Niflioğlu kaleme aldı...

Değişimin Kapısı İçeriden Açılır! Nejdet Niflioğlu kaleme aldı..

Derdini Marko Paşaya Anlat

Görünür Olmak ve Görünmez Duvarları Aşmak! Nejdet Niflioğlu kaleme aldı..

Görünmeyen Yara İzleri! Nejdet Niflioğlu kaleme aldı..

TFF’den Almanya’daki Türk Futbolu İçin Büyük Adım

Ahlakın Estetiği! Nejdet Niflioğlu kaleme aldı..

Modern Vatandaşlığın Kırılgan Aynası! Nejdet Niflioğlu kaleme aldı..

Vatanı Sevmek ve Cumhuriyet Bilinci! Nejdet Niflioğlu kaleme aldı..

Kültürel Alıntılar, Ortak Miras! Nejdet Niflioğlu kaleme aldı...

Kategoriler
Adana Almanya Asayiş Ekonomi Gaziantep Genel Gündem Magazin Neox Plus Osmaniye Sağlık Siyaset - Politika Spor Transferler