Neox Medya - Spor - Gündem Son Dakika Haberleri
⌂
Anasayfa ›Gündem
Gündem

Çürümenin Gazı Patladı

İktidar isimlerinden Taha Çakmak, Gürol Sami Özer, Erkan Kilimci, Ertan Aydın, İskender Balcı ve İbrahim Ömer Gönül gibi isimlerin fon vurgunu ve yolsuzluklarla bağlantıları ele alınıyor. BDDK ve siyasi gelişmeler de gündemde.

Yayınlama: 31.10.2026 - 05:00 Kaynak: Haber Merkezi
Paylaş:

Çürümenin gazı içeride şişti, şişti, sonunda patladı. Kokudan durulmuyor. Taha Çakmak: İktidarın; Merkez Bankası başkan yardımcısı, Bankacılık Denetleme Düzenleme Kurulu başkan yardımcısı, Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik genel müdürü yaptığı isim. Pul edilen Türk Lirası’na imza attırılmış. İddia o ki Türkiye Sigorta’nın Tera grubuna ait fonlara yaptığı yatırımlar karşılığında 1 milyon dolar para almış. Tutuklu. Gürol Sami Özer: Türkiye Sigorta genel müdür yardımcısı. Tutuklu. Erkan Kilimci: İktidar; kendisine çok güvendiğinden Merkez Bankası Piyasalar Genel Müdürlüğü’ne getirmiş.

Yetmemiş, Merkez Bankası başkan yardımcılığına atanmış, Türk Lirası’na imzası konmuş. En son, fon rezaletinin baş sorumlularından Tera Holding’in CEO’su olmuş. Tutuklu. Ertan Aydın: Bilal Erdoğan ’ın başkanlığını yaptığı İlim Yayma Vakfı tarafından kimi kamu arazileri de tahsis edilerek kurulmuş olan, AKP’li kadroların “hoca” sı Sabahattin Zaim adıyla anılan üniversitenin siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler bölümü öğretim üyesi. 2012’de Recep Tayyip Erdoğan ’ın siyasi işlerden sorumlu başdanışmanı oldu. Erdoğan cumhurbaşkanı seçilince Saray’da başdanışmanlık görevine atandı. Ahmet Davutoğlu ’nun başbakanlığı döneminde başdanışmandı.

Yetmedi, AKP’den milletvekili yapıldı. Dahası,1923 Cumhuriyet Devrimi’ni gölgelemek için AKP’nin uydurduğu “Türkiye Yüzyılı” kampanyasının başındaki isimdi. “Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet” ve “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçlarından tutuklu. İskender Balcı: İktidarın aile kontenjanından. Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik ’in damadı. BDDK üyesi Mustafa Balcı ’nın oğlu. Fon vurgununun sorumlularından Özata Denizcilik Şirketi’nin yönetim kurulu üyesi. Tutuklu. İbrahim Ömer Gönül: İktidarın Sermaye Piyasası Kurulu başkanlarından. Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu başkanı da yapıldı.

AKP’nin eski genel başkan yardımcısı, milletvekili ve Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ’ün oğlu. Savcılık tarafından soruşturuluyor. Ayrıca, iktidarın Samsun valisinin oğlu ile Muğla valisi de foncu çıktı. “Ülke yangın yerindeyken hangi erken seçimi yapacaksınız? Ekonomiyi görüyorsunuz, fon vurgununu görüyorsunuz, yolsuzlukları görüyorsunuz, gelir dağılımındaki olağanüstü bozulmayı görüyorsunuz. Hangi erken seçimi yapacaksınız ve hangi gerekçeyle yapacaksınız?” Öyle ya, seçim neyimize gerek. Gül gibi geçinip gidiyoruz işte. BDDK’nin İslami Finansal Hizmetler Kurulu ile düzenlediği çalıştaydan hatıra fotoğrafı!

Türkiye fon vurgununun dalgalarını yaşarken Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) ne işle mi uğraşıyor? İslami Finansal Hizmetler Kurulu (IFSB) tarafından geçtiğimiz ay sonunda düzenlenen İhtiyati ve Yapısal İslami Finansal Göstergeler 24. Çalıştayı’na, İstanbul’da ev sahipliği yapıyor! IFSB, adı üstünde dinsel finansal hizmetler sektörünü düzenliyor, gözetiyor. Kurulun ana kuralı, İslami ilkelere (faizsizlik, risk paylaşımı vb.) özgü riskleri yönetmek, onlara uymayı sağlamak. İslami finansal sözleşmelere özgü riskleri tanımlamak. Kurum içi şeriata uyum süreçlerini yapılandırmak.

İç ve dış şeriata uygun denetim mekanizmalarını kurmak. Fetva ve kararların şeffaflığını artırmak... Çürümenin gazı içeride şişti, şişti, sonunda patladı. Kokudan durulmuyor. Fon vurgununun içinden fırlayanlara bir göz atalım: Zaman zaman vurguladığımız çifte standardın saklanamaz düzeyde uygulandığı günlerden geçiyoruz. Gündemde fon vurgunundan Bakırköy Belediyesi’ne kadar iki uç konu var. Birincisi iktidarın icraatının bir sonucu, ikincisi yerel yönetimlerde tam iki yıl önce başlayan silkeleme operasyonlarının son halkası. Bugün 12. gün. Kocaeli 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde tutukluyum.

Büyük Atatürk’ün bize verdiği en değerli hediyelerden Cumhuriyetin 103. yılını cezaevinde kutluyorum. Keşke bir bayrağım olsaydı da pencereme assaydım. Özgürlüğümüzü ne kadar bizden alsalar da Cumhuriyet içinde yaşadığımız gerçeğini değiştiremeyecekler. Neden cezaevinde olduğum ise malum. Suçum “haber yapmayarak” örgüte yardım. Ancak örgüte üye değilmişim. Nedir bu Türk gazetecilerinin çektiği? Mesleğe girdiği ilk günden başlayan itiş kakış... Çoğu işyerinde bir önceki ay işe başlayan gazeteci, bir sonrakini küçümsemekten zevk duyar. Azerbaycan’ın Türkiye’ye koyduğu tavrın meali bu.

Bağımsız bir ülke olan Azerbaycan’ın iç işlerini ilgilendiren bir konuda aldığı karar hoşumuza gitmeyebilir ama eleştirme hakkımız yok. Sayısını bilmediğimiz danışmanlardan birinin sarf ettiği bir söz yüzünden kardeş iki ülke arasında çıkan kriz, belki bardağın taşan son damlasıydı. Geçtiğimiz hafta Azerbaycan, İran ve Brezilya ile ilgili olarak çok önemli gelişmeler yaşandı. Azerbaycan’da üç önemli ulusal tehdit bulunmaktadır. Birincisi, Ermenistan’la Karabağ’ın statüsü konusundaki anlaşmazlıklar.

İkincisi, İran’daki ve Azerbaycan’daki Azerileri birleştirmeyi amaçlayan “Büyük Azerbaycan” projesinin yarattığı riskler ve İran ile Azerbaycan’ın karşı karşıya gelmesi olasılığı. Üçüncüsü de Azerbaycan’daki laiklik karşıtı örgütlenmeler. Mekke ittifakı üyesi üç ülke yetkililerinin Tahran’da İranlı yetkililerle yaptığı toplantı, birkaç düzlemde incelenmesi gereken önemdedir. Toplantının bir düzleminde, bölge açısından en önemli sorun olan ABD/İsrail-İran savaşı var ama bir diğer düzlemde de İran’ın Mekke ittifakına katılma olasılığı var. Ve bir üçüncü düzlemde de ABD’nin Ortadoğu güvenlik mimarisinin zayıflamasının yansımaları konusu var.

Türkiye’de çiftçi yüklendiği tüm sorunlarla yalnız başına! Çiftçi aylarca uğraşıp yetiştirdiği ürünün karşılığını alamadığı gibi, bazen bu ürünü toplatmak için harcayacağı para, satıştan kazanacağından daha maliyetli hale geliyor. Ürününü dalında bıraksa zarar, toplasa yine zarar! 2. Dünya Savaşı sonunda dünyanın en zengin, en güçlü devleti olan ABD için “komünizm hayaleti” her zaman büyük bir tehlikeydi. Savaştan sonra Sovyetler Birliği’nin yükselmesinden, Çin’de komünist rejimin, Doğu Avrupa’da halk cumhuriyetlerinin kurulmasından rahatsız olan ABD, “Soğuk Savaş”ı başlattı.

Vaclav Havel, “Güçsüzlerin Gücü”nde dükkânının vitrinine her sabah rejimi öven pankart asan bir manavdan söz eder. Manavın her gün ekmek teknesine birbirinden farklı pankartlar asmasının nedeni, var olan iktidara ve onun paydaşlarına duyduğu derin inanç değildir. Bu, bir anlamda düzenle uyum içinde olduğunu göstermenin yoludur. O, dikkat çekmemenin, gündelik hayatı sağlama almanın yolunu bulmuştur. Bertolt Brecht (1898-1956), kapitalist düzeni Marksist bir bakışla eleştirdiği Üç Kuruşluk Opera’da, “Önce ekmek gelir, ardından ahlak” der.

Oyunda, ticaret ile suçun, saygınlık ile çıkarcılığın, yasal olan ile yasadışılığın sınırlarının giderek bulanıklaştığı bu dünya, aynı zamanda çürümenin toplumsal yaşamın bütününe yayıldığı bir dekadans dünyasıdır. Toplumumuz hızla ve politikacılarımızın beklemedikleri biçimde yaşlanmaya başladı ve hazırlıksız yakalandık. Eskinin dede ve nineleri birdenbire kendi baba ve annelerinin bakım sorumluluğu ve yükü ile karşı karşıya kaldılar. Üstelik eskiden dede ve nine durumundaki bu kişiler enflasyon, adaletsiz gelir dağılımı, yetersiz sosyal güvence kıskacında kıvranmaktalar.

Sosyal güvencesi olanların bile çoğunun geliri açlık sınırının olduğu için çalışmak zorundalar. Üniversiteli iki genç kızımız Nehir ve Nevin, geleceklerinden kaygı duydukları, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i görevinden ayrılmaya çağırdıkları için tutuklandılar. Bakanın ziyaret edeceği Kadıköy Anadolu Lisesi parmaklıklarına astıkları pankartta, “Bize gelecek yoksa, sana huzur yok. Yusuf Tekin istifa” diye yazdılar. Galatasaray, Konyaspor karşısında, oyuna kaldığı yerden başlıyor. Hızlı, tutkulu, kararlı… Ve mutlu! Sezona adapte olması çileli olsa da, artık futbol oynamaktan keyif alıyor. Oysa, kolay bir takım değil Konyaspor.

Nitekim maç başlar başlamaz hemen pozisyon üretiyorlar, seyircilerinin desteği ile avantajı ele geçirmeye çalışıyorlar. Olmuyor. Çürümenin gazı içeride şişti, şişti, sonunda patladı. Kokudan durulmuyor. Fon vurgununun içinden fırlayanlara bir göz atalım: Butlancı Kemal Bey, aynı zamanda arınmacı olduğu için parti değiştiren belediye başkanlarına çok kızıyor: “Bu belediye başkanlarının nasıl belirlendiğini bilmiyorum. CHP’den seçiliyor, CHP’lilerin oyunu alıyor. Nasıl oluyor da birdenbire öbür tarafa transfer oluyor? Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı (TGTV), AKP’nin kuruluş sürecinde önemli bir işlev üstlenmiştir.

Yok; AKP genel başkan yardımcısı ve muhterem eşleri borsaya nereden buldularsa milyonlar yatırmışlar, karşılığında milyarlar götürmüşler. Akşehir Şenlikleri sırasında Nasrettin Hoca’yı temsil eden sanatçının şaka yaptığı için soruşturulması aklımıza bir kitabı düşürdü. Devlet Bahçeli açıkladı: “Önder” dedikleri terör hükümlüsüne İmralı’da 2 katlı villa yaptırılmış. DEM kongresi sonrası parti sözcüleri demokratik cumhuriyeti kuracaklarını açıkladılar. Saray’dan, Türkiye’yi yöneten kadrodan Mehmet Uçum, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarına uyulmasının zorunlu olmadığını açıkladı.

Çerçeveci takımı, “Daha işin başındayız” filan diyor ya, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, işin perde arkasını “Bosphorus Diplomasi Forumu”nda açıkladı. Saray epeydir yeniden seçilmek için izleyeceği yolu betimleyen bir tablosunu daha tamamladı, TBMM’de çerçeveletip arkasına astı. Saray CHP’sinin (Saray’ın akıldanesi Mehmet Uçum’un da desteğini alarak bu alameti farikaya uygun görülmüştür) başı, figüranlara parti rozeti taktığı “Gürsel Tekin hisseli harikalar kumpanyası”nda, “Çok şükür arındık” diyerek YENİ Parti’nin kuruluşunu değerlendirdi.

15 Temmuz darbe girişiminden bir yıl önce, Haziran 2015’te, Fethullahçı casusluk cemaatinin 2008-11 yılları arasında askeri lise kökenli Harbiyelileri Menteş Kampı ve Kara Harp Okulu’ndan uzaklaştırdığını; Harp Okulu’ndaki öğretmen subayları, öğrenci alımı görevlerinden dışladığını, Atatürkçü subayların çocuklarının sınavlarda elendiğini bu köşede yazmış, orduya cemaatçi kapıkulu askerleri alındığını duyurmuştuk. CHP’nin gencecik Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, daha önce soruşturmaya gerek duyulmamış bir dosya nedeniyle gözaltına alındığında butlancı Kemal Kılıçdaroğlu’na sorulur...

Butlancılar “devlet aklı” diye tanımladıkları olgu sayesinde CHP’nin tepesine kurulduklarını söylüyorlar. Önümüzdeki rapor, iktidarın “Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasada güvence altına alınmış laik temelleriyle bariz bir tezat oluşturan, dini bir yaklaşıma dayalı geriletici bir ahlak gündemini toplumun her kesimine aşılama biçiminden” duyduğu endişeyi dile getirmiş. Bu hafta meslek büyüklerimizden Mustafa Ekmekçi’nin biçemiyle bir yazı kaleme alıp ustamızın ruhunu şad edelim istedik... Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi CHP’yi arındırsın diye Saray, bir mıntıka temizliği hazırlığı içinde.

Gelişmeler öyle gösteriyor ki Saray görevlisi Kemal Kılıçdaroğlu’nun tek işlevi CHP’yi ikiye bölmek değil, bile bile tarihe gömmek. Kemal Kılıçdaroğlu, eline verilen kuşu bile uçurumadı ama, Saray tarafından kendisine sunulan makam koltuğuna yerleşti. Dün Saray’ın görevlisi konumundaki Kılıçdaroğlu ile CHP’nin son seçilmiş genel başkanı Özgür Özel’in iki ayrı bayramlaşma toplantıları öncesi başkent kulislerinde bir dedikodu döndürülüyordu. Beklenmekte olan gerçekleşti. Saray, Kemal Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin başına görevli olarak atadı.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Türkiye’nin bir bunalımdan diğerine sürüklendiğinin altını çiziyor ve Recep Tayyip Erdoğan’ın bu durumu bir “devlet rejimi”ne dönüştürdüğüne dikkat çekiyor. İktidar yurdumuzu sonu belirsiz bir obruğa dönüştürürken yurttaşlara çıkış yollarını gösteren çabalar, Anadolu’nun yüzlerce yıllık birikimine dayanarak hiç solmuyor. Başımızdakilerin kindar nesil yetiştirme sevdası, okulları atış poligonuna çevirdi. Elimizde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İGDAŞ şirketindeki ihaleler ve işlemler ile ilgili hazırlanmış 142 sanıklı bir iddianame var.

Yandaş Memur-Sen’in başındaki Ali Yalçın, “Anadolu, 100 yıllık narkozdan çıkıyor” demiş. Vakıflar Genel Müdürlüğü müfettişleri, Yunus Emre Vakfı’na bağlı Yunus Emre Enstitüsü’nde kimi yolsuzları saptadılar. Gazetemiz Cumhuriyet ile Atılım Üniversitesi’nin işbirliği ile yapılan düzenli etkinliklerin geçen haftaki teması, yeni küresel gelişmelerdi. Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşlarından biri olan laikliği savunanlara soruşturma açılmasını şaşkınlıkla karşılamamak gerekiyor.

Son Haberler

İnanır’ın lüks saatleri kayıp

31.10.2026 - 06:21

Özel, Bağdat Caddesi’nden söz verdi: O sandığa varacağız o seçimi alacağız

31.10.2026 - 06:17

‘Kol kola’ açıklaması: Medeni ilişki siyasi değil!

31.10.2026 - 06:12

Boşa umut vermeyin eskiye dönün yeter

31.10.2026 - 06:08

'Hepimiz enflasyonun altında kalacağız'

31.10.2026 - 06:03

Ortak sınavların soruları öğretmenlerden gizlendi

31.10.2026 - 05:58

19 Mayıs logosundaki Atatürk’ü de çıkardılar

31.10.2026 - 05:54

Filistin’den KKTC vefasızlığı

31.10.2026 - 05:51

10.3 milyon oy hapiste 2.6 milyon oy AKP’de

31.10.2026 - 05:46

Sandviç kuşak - Çağatay Güler

31.10.2026 - 05:40
Son Makaleler

Bir Oturma Düzeninin Bugüne Uzanan Hikâyesi! Nejdet Niflioğlu kaleme aldı...

Konfor Alanının Dışında Büyümek! Nejdet Niflioglu kaleme aldı...

Umay Ana, Ak Ana ve Cumhuriyet Kadını! Nejdet Niflioğlu kaleme aldı...

Değişimin Kapısı İçeriden Açılır! Nejdet Niflioğlu kaleme aldı..

Derdini Marko Paşaya Anlat

Görünür Olmak ve Görünmez Duvarları Aşmak! Nejdet Niflioğlu kaleme aldı..

Görünmeyen Yara İzleri! Nejdet Niflioğlu kaleme aldı..

TFF’den Almanya’daki Türk Futbolu İçin Büyük Adım

Ahlakın Estetiği! Nejdet Niflioğlu kaleme aldı..

Modern Vatandaşlığın Kırılgan Aynası! Nejdet Niflioğlu kaleme aldı..

Kategoriler
Adana Almanya Asayiş Ekonomi Gaziantep Genel Gündem Magazin Neox Plus Osmaniye Sağlık Siyaset - Politika Spor Transferler