Günleriniz rutinlerin içinde kaybolmuş, adeta otomatik pilottaymış gibi mi geçiyor? Dışarıdan bakıldığında her şey yolunda görünse de, içsel olarak bir kopukluk, donukluk ve anlamsızlık mı hissediyorsunuz? Uzmanlar bu sinsi durumu "işlevsel donma" olarak adlandırıyor ve kronik stresin sinir sistemi üzerindeki yıkıcı etkileriyle ilişkilendiriyor. Bu durum, bireyin sorumluluklarını yerine getirmesine rağmen zihin, duygu ve beden arasındaki entegrasyonun bozulduğu, yaşam kalitesinin askıya alındığı gizli bir mücadeleyi işaret ediyor. İçsel dengenizi yeniden kurmak ve bu gizli tehlikeden kurtulmak için ne yapmanız gerektiğini öğrenmek ister misiniz?

İşlevsel donmanın, bireyin günlük yaşamını sürdürebilmesine rağmen ortaya çıkan süreğen bir stres hâli olduğunu belirten uzmanlar, kişinin bu süreçte içsel olarak kopuk, donuk ve regülasyonu bozulmuş hissettiğini söyledi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, işlevsel donmanın ne olduğu, kronik stres ve sinir sistemi ile ilişkisi ile belirtileri hakkında bilgi verdi.

Dış işlevsellik korunurken içsel regülasyon bozuluyor!

İşlevsel donmanın, bireyin dış dünyadaki sorumluluklarını sürdürebilmesine rağmen içsel denge ve regülasyonunun bozulduğu; zihin, duygu ve beden arasındaki entegrasyonun zayıfladığı, iyilik hâlinin askıya alındığı bir durum olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bu hâl, travmatik bir deneyimle ilişkili olabileceği gibi travma dışı, kronik stres temelli de gelişebilir. Kişi günlük işlevselliğini korur ancak içsel olarak donukluk, kopukluk ve otomatik pilotta yaşama hissi yaşar.” dedi.

Stresin, bireyin bedensel ve psikolojik bütünlüğünü tehdit eden uyaranlar karşısında ortaya çıkan zihinsel, duygusal, fiziksel ve davranışsal tepkilerin bütünü olduğunu hatırlatan Aytop, “Hans Selye’ye göre stres, bedenin değişim talebidir; stresörü izleyen bu tepkiler uyum sağlamaya yöneliktir. Bedenin stresle başa çıkma kapasitesi allostaz olarak tanımlanır. Ancak stres kronikleştiğinde allostatik yük birikir ve bu durum fiziksel ve psikolojik yıpranmaya yol açar.” şeklinde konuştu.

İşlevsel donma, akut ve geçici bir donma tepkisinden farklı olarak süreğen bir hâli tanımlar!

Akut stres durumlarında beyin ve beden alarm sisteminin devreye girdiğini aktaran Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Kortizol, adrenalin ve noradrenalin salınımı artar ve ‘savaş, kaç, donma ya da ödün verme’ tepkileri ortaya çıkar. Donma tepkisi, başlangıçtaki yüksek uyarılmanın ardından sinir sisteminin aktivasyonu belirgin biçimde azaltmasıyla oluşur. Hareket, duygu ve düşünce yavaşlar; dikkat dağılır, bedende ağırlık ve uyuşma hissi ön plana çıkar.” dedi.

Polyvagal teoriye göre bu tepkinin, parasempatik sinir sisteminin dorsal vagal yoluyla ilişkili olduğunu dile getiren Aytop, şunları söyledi:

“Evrimsel olarak en ilkel savunma yanıtlarından biridir. İşlevsel donma, akut ve geçici bir donma tepkisinden farklı olarak süreğen bir hâli tanımlar. Kişi iş, okul ve sosyal yaşamını sürdürebilir; ancak içsel olarak kopuk, donuk ve regülasyonu bozulmuş hisseder. Günler otomatik pilotta geçiyormuş gibi yaşanır; başlanmış işleri sürdürmek görece kolayken yeni başlangıçlar zorlayıcıdır.

Zihinsel olarak dikkat ve karar verme zorlaşır; duygulara erişim azalır. Bedensel olarak yorgunluk ve ağırlık hissi görülür. Bu durum çoğu zaman dışarıdan fark edilmez ve kişi de yaşadığı kopukluğu net biçimde tanımlayamayabilir. Uzun vadede yaşam kalitesi, ilişkiler ve kişisel gelişim olumsuz etkilenir.”

Bazı bireylerde alarm sistemi kapanmaz ve işlevsel donma gelişebilir!

Travmanın gerçek ya da tehdit edilen ölüm, ciddi yaralanma veya cinsel şiddete maruz kalma durumlarını kapsadığını kaydeden Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Travmatik yaşantılar tek seferlik, kronik veya karmaşık biçimde ortaya çıkabilir. Travma sonrası belirtiler, olayın kendisinden çok beynin ve bedenin verdiği stres yanıtlarıyla ilişkilidir.” dedi.

Bazı bireylerde bu alarm sisteminin tehdit ortadan kalksa bile kapanmadığına; stresin kronikleştiğine ve işlevsel donmanın bu süreçte ortaya çıkabilen durumlardan biri hâline geldiğine işaret eden Aytop, bu tablonun depresyon ve travma ile ilişkili bozukluklarla birlikte ya da bağımsız olarak görülebildiğini aktardı.

Modern yaşam koşulları, beyin ve bedeni işlevsel donma moduna itebilir!

İşlevsel donmanın, erken dönem ihmal ve istismar, güvensiz bağlanma, kronik stres, tekil ya da karmaşık travmalar, yetersiz psikolojik dayanıklılık ve öz-değer gibi faktörlerle ilişkili olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Modern yaşam koşulları da bu durumu tetikleyebilir. Dijital yük, sürekli ekran ve haber maruziyeti, yoğun iş temposu, belirsizlik, ekonomik kaygılar ve yüksek beklentiler beynin ve bedenin kendini koruma amacıyla işlevsel donma moduna geçmesine zemin hazırlayabilir.” dedi.

İşlevsel donmanın, depresyon ve tükenmişlik sendromu ile benzer belirtiler gösterebileceğini vurgulayan Aytop, “Ancak temel fark işlevsellik düzeyidir. Depresyon ve tükenmişlikte işlevsellik belirgin biçimde azalırken, işlevsel donmada kişi dışarıdan ‘iyi işleyen’ biri gibi görünebilir. Bu nedenle tanınması daha zordur.” açıklamasını yaptı.

Sorun motivasyon eksikliği değil, sinir sisteminin aşırı yük altında olması!

İşlevsel donmada sorunun motivasyon eksikliği değil, sinir sisteminin aşırı yük altında olması olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Daha fazla çabalamak, zaten yorgun olan sistemi zorlayarak donma hâlini derinleştirebilir ve ek psikolojik sorunlara zemin hazırlayabilir.” dedi.

İşlevsel donma fark edildiğinde, daha çok zorlamak yerine regülasyonu yeniden inşa etmek gerektiğinin altını çizen Aytop, sözlerini şöyle tamamladı:

“Topraklama, farkındalık, nazik fiziksel aktivite, ekran ve stres yükünü azaltma, sosyal destek ve gerektiğinde profesyonel yardım, sinir sisteminin güvenliğe yeniden dönmesini destekler.

Psikolojik destek, bireyin içsel kaynaklarını güçlendirmesine, regülasyon becerilerini geliştirmesine ve travmatik ya da kronik stres deneyimlerini güvenli bir bağlamda işlemesine olanak tanır. Bu süreç yalnızca belirtileri hafifletmekle kalmaz; kişinin kendisiyle, ilişkileriyle ve yaşamıyla yeniden temas kurmasını sağlayarak travma sonrası büyümeyi mümkün kılar.”

Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bu haber, günümüz modern yaşamının getirdiği zorluklarla iç içe geçen ve bireylerin farkında olmadan deneyimleyebileceği "işlevsel donma" kavramına ışık tutuyor. Klinik Psikolog Emine Akın Aytop'un detaylı açıklamalarıyla, işlevsel donmanın dışsal işlevselliğin korunduğu ancak içsel denge ve regülasyonun bozulduğu bir kronik stres hâli olduğu belirtiliyor. Akut donma tepkilerinden farklı olarak, işlevsel donma süreğen bir durumu ifade eder ve kişinin otomatik pilotta yaşadığı hissini pekiştirir. Zihinsel bulanıklık, duygusal erişim zorluğu ve bedensel yorgunluk gibi belirtilerle karakterize olan bu durumun, erken dönem ihmal, güvensiz bağlanma ve modern yaşam koşulları gibi birçok faktörle tetiklenebileceği vurgulanıyor. Depresyon ve tükenmişlik sendromundan temel farkı, işlevselliğin dışarıdan korunması nedeniyle teşhisinin zor olmasıdır. Makalede, çözümün motivasyon eksikliğiyle mücadele etmek yerine, sinir sisteminin aşırı yükünü hafifletmek ve regülasyonu yeniden inşa etmekten geçtiği anlatılıyor. Topraklama, farkındalık, fiziksel aktivite, stres azaltma ve profesyonel destek gibi yöntemlerle iyileşme sürecinin desteklenebileceği ve kişinin yaşamla yeniden bağ kurarak travma sonrası büyümeyi deneyimleyebileceği vurgulanıyor. Bu bilgiler, gizli stresin bireyler üzerindeki etkilerini anlamak ve daha sağlıklı bir yaşam için adımlar atmak adına kritik önem taşıyor.