Şehrin gürültüsünden, bitmek bilmeyen zamlardan ve her ay kapıya dayanan kabarık faturalardan kaçmak isteyen Boris ve Rosa çifti, 16 yıl önce İspanya'da kimsenin dönüp bakmadığı, haritadan silinmiş 7 bin metrekarelik çorak ve terk edilmiş bir araziye yerleşerek modern medeniyetin tüm şebekelerine rest çekti.
Atık cam şişelerden dört ayrı ev inşa ettiler
Arazide tek bir taş bile yokken kolları sıvayan çift, doğanın sunduğu toprak, saman ve ahşabı harmanlayarak tam dört farklı yaşam alanı inşa etti. İnşaat maliyetlerini sıfıra indirmek için geri dönüştürülmüş atık cam şişeleri duvarlara yerleştirdiler ve ilk evlerinin çatısını su sızdırmasın diye eski bir kamyon brandasıyla kapladılar.
Beş yıl önce kalıcı cennete dönüştürdüler
Yıllar süren emeğin ardından oğulları Riu ile birlikte yaklaşık beş yıl önce burayı kalıcı cennetlerine çeviren çift, modern insanın hayal bile edemeyeceği bir bağımsızlığa ulaştı.
16 yıldır fatura ödemiyorlar
Boris ve Rosa ailesinin yaşadığı alanda ne elektrik direği var ne de şehir suyu şebekesi bulunuyor. Çiftin bütün enerji ihtiyacı bahçeye kurdukları güneş panelleriyle üretiliyor; toplanan enerji güçlü bataryalarda depolanarak evdeki tüm elektronik cihazlara ve aydınlatmaya can veriyor. Evin su ihtiyacı ise arazinin eski sahibinden miras kalan ve elle kazılmış asırlık bir kuyudan karşılanıyor.
Sürdürülebilir yaşamın maliyeti
Kurdukları bu kusursuz döngü sayesinde aile, tam 16 yıldır elektrik ve su şirketlerinin kapısını bile açmıyor, tek kuruş fatura ödemiyor. Ancak çift, bu düzenin tamamen masrafsız olmadığını belirterek bataryaların periyodik yenilenmesi ve teknik donanımların bakımı için belirli aralıklarla harcama yaptıklarını ifade ediyor.
Tüketim çarkına boyun eğmemek hedefi
Masadaki yiyeceklerin büyük kısmını kendi ektikleri organik bostandan ve yetiştirdikleri kümes hayvanlarından toplayan aile, hedeflerinin dünyadan kopmak değil, tüketim çarkına boyun eğmemek olduğunu söylüyor. Boris ve Rosa, faturalardan ve borçlardan arındırılmış bu sürdürülebilir düzeni, oğulları Riu’ya bırakacakları en paha biçilmez miras olarak görüyor.