Osimhen’in hayatından dram çıktı! İç yakan hikayesini anlattı...
Süper Lig devi Galatasaray'ın golcü futbolcusu Victor Osimhen, hayatına dair ilk kez konuştu. Yıldız oyuncu annesinin çocukken vefat ettiğini ve zorlukla yaşadığını anlattı. İşte Osimhen'in hüzünlü hikayesi...
- Kimse benim adımı bilmemeliydi. Bunu okuyor olman bile Tanrı’nın lütfunun bir kanıtı.
- Annem ben henüz bebekken öldü. Sanırım 3 yaşındaydım.
Annemi hatırlayacak kadar büyük değildim. Onunla ilgili aklımda kalan tek şey, beni kollarında tutması.
- Ben, 6 kardeşim ve babam; Lagos’ta bir gecekondu mahallesinde, tek odalı bir evde yaşıyorduk. Mahallemin adı Olusosun, belki duymuş olabilirsin. Afrika’nın en büyüğü olan, meşhur bir atık alanının hemen yanında. Oraya günde 10.000 ton çöp döküldüğünü söylüyorlar. Kimyasal atıklar. Kırık televizyonlar. Aklına gelebilecek her şey.
- Mahallemizdeki çoğu insan atık alanında bulduğu çöpleri satarak geçiniyordu ama küçüklüğümde babam şoförlük yapardı. Annem öldükten sonra bu işi kaybetti ve bir karakolun mutfağında bulaşıkçı olarak çalışmaya başladı. Ama bu iş kiramızı ödemek için yeterli değildi.
- Yaklaşık 12 yaşındayken bir geceyi hatırlıyorum; Ev sahibi artık sabrını yitirmişti ve dairemizin elektriğini kesti. Tek bir odada, yedi kişi, televizyon yok, ışık yok, kapkaranlık. Dışarı çıktığımı hatırlıyorum; bir bataklığın yanına oturdum, gerçekten bir bataklık, ve ağlamaya başladım. Tanrı’ya sordum, ‘Bu nasıl bir hayat?’
- Drenaj kuyusu iși bile yapıyordum. Ne olduğunu biliyor musunuz? Avrupa’da pek yok. Ama Afrika’da, kazdığın kuru bir kuyu gibi bir şey.
- Birinin merdivenle kuyunun çok derinlerine inmesi gerekir. Bir diğeri de yukarıda, karanlık deliğin içine bakarak durur ve ‘Aşağıda her şey yolunda mı kardeşim?’ diye bağırır. Ben yukardaki adam değildim. Diğer adamdım. Pis iş.
- Ağabeyim Andrew en zor işi yapıyordu. Sabah 3’te kalkıp sokakta spor gazetesi satıyordu.
- Bazen eve gazete getirirdi. Kapağında Didier Drogba ya da Zlatan Ibrahimović olurdu. Onlara hayranlıkla bakardım.
Sanki başka bir dünyada yaşıyorlardı.
Benim için futbol, çalışmadığım zamanlarda yaptığım bir şeydi. Sorun şu ki… ben hep çalışıyordum.
- 15 yaşıma geldiğimde Nijerya U-17 seçmeleri için Lagos’ta denemelere gittim. Yüzlerce çocuk vardı. Top bile yoktu. Sadece koşturuyorlar, yavaş olanı eliyorlardı.
- Hayatım için koştum. Aylar sonra son 30’a kaldım. 27 isim açıklandı. 3 kişi elendi. Ben o 3 kişiden biriydim. Hayalim ölmüştü. Tekrar denemeler olacağını öğrendim. Abuja 9 saat uzaktaydı. Param yoktu. Bir mahalle menajeri araba buldu. Babam sadece şunu söyledi: “Gitmen gerekiyor.”
Sırt çantam ve iki kıyafetle yola çıktım. Stadyumun önünde yüzlerce çocuk vardı. İlk gün sahaya çıkamadım. İkinci gün bir antrenör bağırdı: ‘Yeşil forma! 15 dakikan var.’ 15 dakikada 2 gol attım. Ama ismim yine okunmadı.
- Tam arabaya binecekken birileri bağırdı: ‘Yeşil formadaki!’ Takım doktoru iki parmağını kaldırarak beni işaret etmişti. O iki parmak hayatımı kurtardı.
- Birkaç yıl sonra VfL Wolfsburg ile sözleşme imzaladım. Banka uygulamasını sürekli yeniliyordum. ‘Yenile… hâlâ fakir. Yenile… hâlâ fakir.’ Sonra rakam değişti. Bir milyon. İki yıl önce 10 cent’e su satıyordum.
Babamı aradım: “Artık ev sahibine para ödemeyeceksin. Seni ev sahibi yapıyorum.
"TÜRKİYE'YE GİTME! DELİRDİN Mİ SEN?"
- Napoli’den ayrıldığımda kaç kişinin bana, ‘Türkiye’ye gitme. Delirdin mi?’ dediğini biliyor musun? Eski bir menajerim bile bana, ‘Hayır, hayır, hayır. Oraya gitme. Akıllıca bir hamle değil.’ dedi. Ama ben kafamla değil, Kalbimle düşünürüm. Galatasaray’da oynamak istiyordum.
- Napoli’de yaşadığım o duygudan sonra, herhangi bir kulübe nasıl gidebilirim? İmkansız. Sıkıcı…
- Kazandığım her şeyi kardeşlerime veriyordum; yemek alsınlar, kirayı ödesinler diye. Çoğu gece ise gerçekten kilisede uyuyordum. Evimizi çatısı bile yoktu. Çökmeye başlamıştı, ev sahibi de, “Tamam, ben hallederim. Merak etmeyin,” dedi. Birkaç adam gönderdi; adamlar çatının yarısını söktü ve bir daha dönmediler!
(Herkes için dua ederim. Ev sahipleri hariç.)