Gazeteci Nagehan Alçı, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile gerçekleştirdiği görüşmeye dair dikkat çeken detaylar paylaştı. Alçı, Bahçeli’nin terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan için İmralı Adası’nda önünde bahçesi bulunan özel bir ev inşa edildiğini, ancak Öcalan’ın bu eve taşınmayı reddettiğini söylediğini aktardı.
Açıklamaya göre, Öcalan’ın daha iyi yaşam koşulları sunan bu müstakil yapıyı kabul etmemesinin arkasında statü talebi yer alıyor. Bahçeli'nin sözlerini aktaran Alçı, Öcalan’ın kendisine resmi bir statü tanınmadığı sürece söz konusu eve geçmeyi istemediğini dile getirdi.
Alçı, Youtube üzerinden yaptığı yayında şu ifadeleri kullandı: " Ankara'da benim açımdan çok faydalı ve ufuk açıcı bir gündü. Farklı çevrelerle temas ettim ama yani gazetecilik olarak Sayın Devlet Bahçeli ile görüşme imkanım oldu.
Şimdi benim tahminimden daha uzun bir görüşmeydi. Sağ olsun geniş bir vakit ayırdı ve hakikaten geniş bir yelpazede değerlendirme yaptı.
Ben Sayın Bahçeli'nin bu barış meselesinde Terörsüz Türkiye olarak başlayan süreçte nerede durduğu ve nereden geldiği ile ilgili çok net gördüm. Şimdi öncelikle kamuoyu açısından çok çarpıcı bir bilgiyi, bir haberi burada sizinle paylaşmak istiyorum. Ondan sonra birtakım gözlemlerimi de aktaracağım.
Sayın Bahçeli ile bu süreçle ilgili Abdullah Öcalan'ın durumuyla ilgili konuşurken, İmralı Adası'nda Abdullah Öcalan'a bir ev inşa edildiği ile ilgili işte birtakım iddialar ortaya atılıyor. Bizim kulağımıza gelen şeyler var ama henüz teyitli bir şey yok.
Ben, Devlet Bey'e bunu sorduğumda bana çok net bir yanıt verdi. Dedi ki, Abdullah Öcalan'a İmralı Adası'nda bir ev inşa edildi.
Bu ev önünde bahçesi olan böyle insani yaşam koşulları sunan bir ev. Bana, benim bilgim bu yönde dedi. O evin içinde yani normal hayatın akışına uygun bir şekilde yaşayabilir Abdullah Öcalan. Ev konforuna sahip yer inşa edildi. Fakat kendisi henüz bu eve girmeyi reddediyor dedi. Peki neden reddediyor diye sordum. Çünkü statü istiyor dedi.
Peki dedim ama Abdullah Öcalan'ın işte Çerçeve Yasa ile belirlenen kurullarda görev alacağı zaten netleşti dedim. Evet ama onun hayata geçmesini bekliyor. Hayata geçtikten sonra işlerlik kazandıktan, o kurullar oluşturulup çalışmaya başladıktan ve Abdullah Öcalan da o kurullarda görev yapmaya başladıktan sonra o eve geçmek istiyor, dedi.
Açıkçası bu çok çarpıcı bir bilgi. Bunu Sayın Bahçeli'ye kamuoyuyla paylaşıp paylaşamayacağımı sordum. On the record konuşup konuşmadığımızı. O da takdir sizindir. Benim açımdan bir sakınca yoktur. Paylaşabilirsiniz dediği için burada paylaşmakta açıkçası bir beis görmüyorum.
Bu bilginin üzerine DEM çevrelerini de yokladım. Orada nasıl bilgiler var? Bu yerleşkedeki bu yapıyla ilgili başka neler öğrenebilirim diye şu bilgileri sizinle paylaşabilirim. Bunları kaynak belirtmeden paylaşacağım ama meseleyi bilen isimlerle konuştuktan sonra öğrendiğim bilgiler diyebilirim.
Sayın Bahçeli'nin bahsettiği ev, evet önünde bir bahçe alanı olan bu cezaevinin içindeki alanda ama bu önemli. Etrafı duvarlarla çevrili bir yapının içinde bir bahçe var ama bahçenin de etrafı benim öğrendiğim duvarlarla çevrili. Bahçenin bir kısmı toprak, bir kısmı beton. Toprak böyle ekim dikim yapmak isterse diye düşünülmüş. Beton da işte belki spor yapmak isterse diye düşünülmüş anladığım kadarıyla.
İçeride de iki katlı bir yapı. Alt kat çalışma alanı, çalışma odası, ofis gibi, üst kat da yaşam alanı gibi altta çalışmaları yapacak.
Fakat benim ekstra öğrendiğim şu: Abdullah Öcalan'ın birtakım talepleri var. Şimdi diyor ki, 'Yaşım belli bir noktaya geldi. Ben bu evde tek başıma yapamam, çekip çeviremem.
Yalnız da olmak istemiyorum' deyip yakın çevresine akrabalarından birkaç kişinin kendine refakat etmesini istemiş diye bir bilgi aldım. Hatta bir akrabanın kim olduğunu öğrenemedim. Bu konuda bir akraba için başvuru yapıldığını da duydum. Bu da bana gelen bilgiler arasında.
Bir de Abdullah Öcalan şunu istiyor. Diyor ki bu kurul oluşturduktan sonra benim bu işi daha kolay yürütebilmem için bir de alt kurul oluşturulması lazım. Peki bu alt kurul kimlerden oluşacak? Çok netleşmiş bir şey yok ortada anladığım kadarıyla."